İRFANIN DİLİ KONUŞUNCA*
“İki işten, nefsine ağır geleni yap!
Çünkü, hak olan iş, nefse ağır gelir.
Vâcibleri yapmakta gevşek davranıp, nâfile hayrâtı yapmaya çalışmak, nefsin isteklerine uymak alâmetlerindendir.”
“Allahü teâlâ, her uzva vefâyı lâzım kıldı.
Kalbin vefâsı; dünyâ ile meşgûl olmaması, hîle ve hased yapmamasıdır.
Dilin vefâsı; gıybet etmemesi, yalan söylememesi, lüzumsuz boş şeyler konuşmamasıdır.
Âzâların vefâsı; günah olan yerlere gitmemesi, müslüman kardeşine eziyet etmemesidir.”
“Büyüklük, Allahü teâlâya mahsustur.
İnsan, benliğini, küçüklük ve aşağılık toprağına gömmelidir.
Çünkü gömülmeden bitenin, doğması ve büyümesi düşünülemez.”
“Gönlünde günahlar ve dünyâ sevgisi olanın, kalbi nasıl parlar?
Yahut, nefsi emmârenin arzularına göre hareket eden, Allahü teâlânın rızâsını nasıl kazanır?
Gaflet ve günahlardan temizlenmeden, Allahü teâlânın huzûruna girmeyi nasıl ister?
Çirkin işlerinden tövbe etmeyen, ince sırları anlamayı nasıl umar?”
“Her fırsat ve boş zamanlarda amel yapıp tâat üzere olmak, seni, nefsin hilelerinden alıkoyar.”
“Her günah, dalgınlık ve şehvetin aslı, nefsini beğenmektir.
Her tâat uyanıklık ve iffetin esası, nefsini beğenmemektir.”
“Kendinde bulunan gizli ayıbları araştırman, bilmediğin gâip şeyleri araştırmandan daha iyidir.”
“Allahü teâlâ, bâzılarını kendi hizmetinde bulundurur.
Bâzılarına kendi muhabbetini verir.
Her ikisine de imdâd-ı ilâhî gelmiştir.
Bunlar, Rabbinin ihsânıdır.
İsrâ sûresi 20. âyet-i kerîmesinde meâlen;
“Rabbinin ihsânı, hiç kimseden men edilmiş değildir.” buyruldu.
“Her sorulana cevap verenin, açıkça görülen her şeyi yorumlayanın, karşısındakilerin hâlini hesâb etmeden her ilmi açıklayanın bu hareketleri, câhil olduğunu gösterir.”
“Âhiret, mümin kullara mükâfat verme yeri olarak yapılmıştır.
Çünkü bu dünyâ, onlara yapılacak ihsânlara müsâit değildir.
Çünkü mümin kulların değeri, mükâfâtlarının fâni olan bir yerde verilmesinden üstündür.”
“Amelinin semeresini dünyâda görmek, âhirette makbûl olmaya işârettir.
Allahü teâlâ katındaki kadrini, değerini bilmek istersen, seni hangi işlerde bulundurduğuna dikkat et!”
“İhtiyâcı olmadığı hâlde bir kimseye tâati nasîb eden Allahü teâlânın, bedene ve bâtına âit nîmetlerde hiç eksiklik yapmayacağını bilmek lâzımdır.”
“Âriflerin Allahü teâlâdan dileği, O’na hakîkî kulluk yapabilmek ve Allahü teâlânın emirlerini yerine getirebilmektir.”
“Âlemin dışı güzel, içi ibrettir.
Nefs, dışının güzelliğine, kalb, içinin ibretlerine bakar.”
“İhtiyâcını sakın O’ndan başkasından isteme!
Sana gelen, O’ndan gelir.
O’ndan başkasından nasıl istenir ki?
O’ndan başkası kendi ihtiyâcını gideremezken, kendisinden isteyenin ihtiyâcını nasıl görsün, istediğini versin?”
“Ne kadar şaşılsa yeridir ki, bir kimse, ayrılmayacağı şeyden kaçıyor ve onunla kalmayacak olan dünyâyı istiyor.
Gözleri kör değilse de, sînesindeki kalb kördür.”
“Kalbin ölü olmasının alâmetlerinden biri, insanın kaçırdığı iyiliklere üzülmemesi ve yaptığı kötülüklere pişmân olmamasıdır.”
“Eğer adâletle muâmele olunursan, küçük günahlardan bile helâk olursun. Allahü teâlâ ihsân ile muâmele ederse, büyük günâhın da olsa kurtulursun.”
“Faydalı ilim; aydınlığı, gönül ve kalbe yayar, kalbdeki perdeleri kaldırır.”
“Amellerin en hayırlısı, onunla birlikte Allah korkusu meydana gelendir.”
*Atâullah İskenderî – Tâcü’l- Arûs el Hâvî li-Tehziben Nüfûs











