YALNIZCA BİR KARTAL GİBİ YAŞAYABİLEN İNSAN BAŞKA BİRİNE SEVGİSİNİ VEREBİLİR!
Bir insanın kendine karşı en büyük ödevi gerçeği keşfetmektir.
Sorulmayan soru en önemli sorudur.
Kutsal olan gerçekler değil kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır.
Kendi kendini sorgulamadan daha kutsal bir şey olabilir mi?
Neysen o ol.
Her şeyin derinine inmek zahmetli bir özellik. İnsanın gözlerini hep yorar ve sonunda insan isteyebileceğinden daha fazlasını bulur.
Bir düşünürün asıl sorması gereken soru; “gerçeğin ne kadarına dayanabilirim?” sorusudur.
Ümitsizlik özfarkındalık adına ödenen bir bedeldir. Yaşama derinlere inerek bakacak olursanız ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız.
Kozmik bir perspektif her zaman trajedinin etkisini dağıtır. Yeterince yükseğe tırmanabilirsek o trajedinin artık trajik görünmediği bir yüksekliğe de erişebiliriz.
Emniyet içinde yaşamak tehlikelidir.
Düşünün ki var oluşun ebedi kum saati defalarca tersine, bir daha tersine çevrilip duruyor.
Ve her seferinde siz de, ben de, içindeki her zerre sürekli tersine çevriliyoruz.
Tek ödevin kendin olmaktır. Güçlü ol. Yoksa büyümek için hep başkalarını kullanmak zorunda kalırsın.
Biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız. Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan başka birine sevgisini verebilir. Yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir.
Irvin Yalom
Nietzsche Ağladığında











