DER Kİ MERYEM’İN OĞLU…
Ne mutlu yaslı olanlara; çünkü onlar teselli edilecekler.
Ne mutlu halim olanlara; çünkü onlar yeri miras alacaklar.
Ne mutlu salaha acıkıp susayanlara; çünkü onlar doyurulacaklar
Ne mutlu merhametli olanlara; çünkü onlara merhamet verilecek
Ne mutlu yüreği temiz olanlara; çünkü onlar Allah’ı görecekler
Ne mutlu salah uğrunda eza çekmiş olanlara; çünkü göklerin melekutu unlarındır…
Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez; çünkü ya birinden nefret eder ve ötekini sever yahut da birini tutar ötekini hor görür…
Ne yiyeceksiniz yahut ne içeceksiniz diye hayatınız için ne giyeceksiniz diye bedeniniz için kaygı çekmeyin. Hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha Üstün değil midir?.. Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne iyi, bakın: ne çalışırlar ne de iplik eğirirler. Size derim: Süleyman bile, kendi izzetinde bulunanlardan biri gibi giyinmiş değildi… Bundan dolayı yarın için kaygı çekmeyin; zira yarın ki gün kendi için kaygı çekecektir. Kendi derdi güne yeter.
Dileyin, size verilecektir; arayın bulacaksınız, kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur ve kapıyı çalana açılır. İnsanların size ne yapmalarım istiyorsanız sizde onlara öyle yapın; çünkü şeriat budur.
Ekinci tohumunu ekmeye çıktı ve ekerken bazısı yol kenarına düştü ayak altında çiğnendi ve göğün kuşları onu yediler. Bazısı kaya Üzerine düştü ve çıktığı gibi kurudu. Çünkü rutubeti yoktu. Bazısı ortasına düştü dikenle beraber onu boğdular. Bazısı da iyi toprağa düştü ve bitip yüz kat semere verdi. Tohum Allah’ın sözüdür. Yol kenarında olanlar şunlardır ki işittiler, sonra İblis gelir iman ederek kurtuluşa ermesinler diye sözü onların yüreğinden alıp götürür. Kaya üzerindekiler ise, işittikleri zaman sözü sevinçle kabul edenlerdir, onların kökleri yoktur, bir müddet iman ederler ve deneme vaktinde saparlar. Dikenler arasına düşen ise, şunlardır ki, işitirler ve gidip bu hayatın kaygıları zenginliği, zevkleri ile boğulurlar ve olgun semere vermezler. İyi toprakta olan şunlardır ki, sözü dinleyip sadık ve iyi yürekte tutarlar ve sabırla semere verirler…
Yemek yaptığın zaman ne dostlarını ne kardeşlerini ne akrabanı ne zengin komşularını çağır; ta ki, onlar da seni çağırarak sana bir karşılık olmasın. Fakat ziyafet ettiğin vakit fakirleri, sakatlan, topalla, körleri çağır ve mutlu olursun; çünkü onların karşılık yapacakları bir şeyleri yoktur; fakat salihlerin kıyametinde karşılık verilir…
Eğer elin sürçmene sebep oluyorsa, onu kes; senin için hayata çolak girmek iki elin olarak cehenneme, sönmez ateşe atılmaktan iyidir. Eğer ayağın sürçmene sebep oluyorsa onu kes; senin için topal olarak hayata girmek, iki ayağın olarak cehenneme atılmaktan iyidir. Eğer gözün sürçmene sebep oluyorsa onu çıkar; senin için bir gözün olarak Allah’ın melekutuna girmek iki gözün olarak cennete atılmaktan iyidir…Zira herkes ateşle tuzlanacaktır…
Dünyanın tuzu sizsiniz. Fakat tuz tatsız olmuşsa, o ne ile tuzlanır? Artık dışarı atılıp insanların ayağı altında ezilmekten başka bir şeye yaramaz. Dünyanın ışığı sizsiniz. Dağ üzerindeki şehir gizlenemez…
HZ. İSA (a.s.)











