İSTİKAMET | SAYI 46

YürüyüşİstikametİSTİKAMET | SAYI 46

ZULKARNEYN
“Sana Zülkarneyn’den soruyorlar. Onlara söyle: ‘Size ondan bir hatıra anlatacağım.’ Biz ona yeryüzünde güçlü bir iktidar verdik. Ona her şeyden sebep verdik.” (Kehf; 18/84)
Yani; iktidar sahibi kılmamızın nedeni sırf iktidar olmak değil; sebepleri, amaçları gerçekleştirmek içindi… Demek ki iktidar amaç değil; araçtır, iktidarın bizatihi kendisi amaç olamaz. Ondan daha yüce amaçları gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanılabilir. “Devlet” ten daha yüce değerler vardır. Devlet (o çağlarda kral, krallık) bunun için vardır… Batılı modern siyaset felsefecilerinden Machivelli “Hükümdar” kitabında açıkça iktidarın araç değil; amaç olduğunu, bizatihi kendi mantığı içinde iktidarın kendi amacını ve tabiatını yarattığını savunmuştur. Siyaset felsefelerinin çoğunun bu görüşten etkilendiğini görüyoruz.
“Derken o sebebe tabi oldu.” (18/85)
Yani; bir amaca yöneldi… iktidarın yüce amaçlar uğruna nasıl kullanılacağının bir örneği olarak yeryüzünde sefere çıktı, yolculuğa başladı…
“Güneşin battığı yöne doğru o kadar gitti ki, artık güneş bulanık bir suya dalıyormuş gibi görünüyordu. Gittiği yerde bir halk gördü. Dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır ister iyi davran.” (18/86)
Yani; çok uzaklara gitti. Gittiği yerde günahkar bir toplumla karşılaştı. Onları cezalandırmakla iyi muamele etmek arasında tercih yapmak durumunda kaldı… Burada da “Devlet ne yapmalı?” sorusunun cevabı veriliyor. Devlet ve iktidar neye karışmalı, neye karışmamalı? Devletin yöneldiği “esas amaç” ne olmalı? Sonraki ayet bunun cevabını veriyor?
“O şöyle dedi: Her kim zulmederse onu cezalandıracağız. Gerisi Rabbine havale edilir, O da görülmedik azapla cezalarını verir.” (18/87)
Yani; elinde iktidarı tutan birisi olarak benim esas işim “zulümle” mücadele etmektir, iktidarın ana görevi budur; haksızlıkların önüne geçmek ve adaleti ayağa dikmek! Bu hususta hiçbir ayrım yapılmamalıdır, insanlar “ötekine” haksızlık yapıp, hak hukuk çiğnedi mi iktidarın görevi başlar. Bunun dışında kalan konular Allah’a havale edilir. Onların hesabını Allah ahirette görür, iktidar bu dünyada her şeye karışacak, insanların başına tanrı kesilecek, günah bekçiliği yapacak diye bir şey yoktur…
“Ancak her kim de iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışırsa, buna da en güzel şekilde karşılık vardır, işimizde ona hiçbir zorluk çıkarmayız.” (18188)
Demek kı insanlar iman edip iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışmalıdırlar (amel-i salihât). iktidar ise insanlar arasındaki mal, can, ırz, namus başta olmak üzere temel hakları korumaya ve kollamaya yönelmelidir. Bunlara yönelik her türlü saldırı, tecavüz ve hak ihlali ile mücadele etmelidir, yani zulümle savaşmalıdır…
“Sonra yine başka bir amaca yöneldi…Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin, doğayla iç içe yaşattığımız bir halkın üzerine doğmakta olduğunu gördü. İşte böyle, Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.” (18/91)
Demek ki; iktidarın yeryüzünün bir kenarında kendi halinde doğayla iç içe yaşayan, ilkel gördüğü kabile ve toplulukları “çağdaşlaştırmak” için onların yaşam tarzlarını değiştirmeye yönelmemesi gerekir. Onların doğal hayat tarzlarını kendine benzetmeye, zorla değiştirmeye çalışmaması gerekir. İktidar bu anlamda bir halkın hayat tarzına, giyimine kuşamına, yemek yeme biçimine, dini ayin, folklor gibi yerel özelliklerine müdahele edemez, ister ilkel, ister modern tarzda yaşasın, ister son model teknoloji kullansın ister kullanmasın, ister karasabanla, ister bilgisayarla yaşasın, insanlar zoraki bir şeyi benimsemeye, bir yaşam tarzını kabule zorlanamazlar. Doğayla iç içe yaşayan topluluklar yerlerinden yurtlarından sürülemez, yakalanıp modern şehirlere götürülemez, köle yapılamazlar. Onlar insanlığın zenginliğidirler. Bir halka iktidar bizim elimizde, güçlüyüz kudretliyiz diye tek bir yaşam tarzı dayatılamaz, iktidar ancak ve sadece “zulüm-adalet” çelişkisini “baş çelişki” olarak görür ve daima adaletten yana taraf olur.
“Sonra başka bir amaca yöneldi… Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir halk buldu. Onlar: “Ey Zülkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi ödesek olur mu dediler. Dedi ki: “Rabbimin bana verdikleri daha hayırlıdır; haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir set yapayım.” (18195)
Demek ki iktidarın esas amacı vergi toplamak, mal yığmak ve bu yolla zenginleşmek değildir. Vergi iktidara Ye’cüc ve Me’cüc’e (Herc-u Merc’e) yani kargaşa, altüst oluş, anomie durumu, kanunsuzluk, kuralsızlık, saldırı, talan, işgal hallerine mani olması ve halkını bunlardan koruyacak tedbirler alması için verilir. Yani devlet halkın ödediği parayı kamu yararı için harcamak zorundadır. Halkın vergileri iktidar sahiplerinin zenginleşmesi için kullanılamaz. Burada bir üstünlük yoktur. Asıl üstünlük ve erdem iktidar sahiplerinin kendilerini halk ve kamu yararına vakfetmeleridir…
“Bana demir külçeleri getirin! iki dağın arası demir külçelerle dolunca ‘Körükleyin!’ dedi. Demiri ateş haline getirince ‘Getirin üzerine erimiş bakır dökeyim’ dedi. Artık şeddi ne aşabildiler, ne de delebildiler..: (18/97)
Demek ki bir iktidar ülkeyi iyilik ve adalet amacıyla imar etmeli, bu uğurda gerekirse dağları delip kurşun dökmeli, sağlam önlemlerle halkını, saldırı, tecavüz, talan, zulüm ve haksızlıklardan bir zırh gibi korumalıdır.
“Zulkaneyn: Bu, Rabbimin sevgi ve merhametidir. Rabbimin vadettiği an gelince o da yıkılıp gidecektir. Unutmayın, Rabbimin vadi gerçeğin ta kendisidir!” (18/98)
Yani; bütün bu önlemler Allah’ın sevgi ve merhametini çekmek içindir. Yoksa bir toplumun akibeti, zulümler ayyuka çıkar, fesat her yana yayılırsa herc-ü merc, iyilik, güzellik ve doğruluk (salah) yayılırsa mutlulukla sonuçlanır, iktidarların (kral, devlet, siyasi otorite vs.) esas amacı halkın mutluluğuna yönelik bu tedbirleri almaktan ibarettir… Kıyamet günündeki cennet ve cehennem dahi yeryüzünde yapılanların tabiî sonucundan başka bir şey değildir. Yeryüzünü yakıp yıkan cehennemde de yakılıp yıkılır, yeryüzünü imar eden, her yana mutluluk saçan ise cennette de aynısını görür… Bu nedenle devlet, iktidar ve ikbal fani; iyilik, güzellik, doğruluk, iyilik, erdem ve adalet bakidir. Kefeninizle beraber Allah’a bunlarla gitmeye bakın. Yoksa nehir kenarlarında biten otlar gibi yaşamış olursunuz…
İhsan ELİAÇIK

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Yazılar

Güncel Hava Durumu

Ankara
açık
21.2 ° C
21.2 °
19.6 °
67%
0.5m/s
1%
Sal
28 °
Çar
29 °
Per
30 °
Cum
29 °
Cts
22 °

Güncel Döviz Kurları

TRY - Türk Lirası
EUR
37,251
USD
34,256
GBP
44,715
JPY
0,229

Yolcu Potreler

YolcuDergisi Sayi 109 Portre | İsa ARAR

Portre | İSA ARAR

YolcuDergisi Sayi 102 Portre | Marilyn BUCK

Portre | MARILYN BUCK

YolcuDergisi Sayi 103 Portre | ALIYA

Portre | ALIYA

YolcuDergisi Sayi 104 Portre | Teoman DURAL

Portre | TEOMAN DURALI

YolcuDergisi Sayi 108 Portre | Fetva TUKAN

Portre | FETVA TUKAN

Yolcu Seyir Defteri

Seyir Defteri: 109

Seyir Defteri: Söz 2

Seyir Defteri: Söz 3

Seyir Defteri: Söz 4

Seyir Defteri: Söz 5

Heybe & İstikamet