ELİF GİBİ YAPAYALNIZ OLUŞA VE SABRA DAİR
Gerek iki yüzlü gerekse doğruluk üzere olsun, her insan dilin cefa oklarından kurtaramamıştır kendisini. Kötü düşünceli eteğine yapışarak alıkoyar seni, melekler gibi göğe yükselmekten.
Dicle’ye çalışarak sed çekmak mümkündür.
İmkansız olan kötü niyetlilerin dillerini bağlamaktır.
Arkadaş!
İnsanların kötülüğünü düşünenler, Allah’tan habersizdir.
Kimi zaman bir sözü iki kişi dinler Aralarında melekle şeytan gibi fark olur.
Biri öğüt olarak dinler sözü, öteki bir kusura çevirir gözlerini.
Biri melek, diğeri şeytan gibidir.
Sıkıntı çekiyorsa bir fakir, ‘beceriksizliğinden’ derler.
Arzusuna kavuşmuş bir zenginin başına musibet gelse ‘malına mülküne kibirliydi, mutluluğun ne güzel oldu, diye konuşurlar.
Yoksulun işi yoluna girer ve zenginleşirse, zehirli dişlerle gıcırdatarak, ‘felek alçak olmasa böylesi alçakları besler mi?’ diye sorarlar.
Çalışan birini görseler, ‘ne kadar hırslı, hep dünyaya çalışıyor1 diye suçlarlar.
Çalışmayanı, ‘tembel adam, başkasının sırtından geçinmek istiyor, diye aşağılarlar.
Güzel sözlerle konuşana,’boş ve saçma dilli’; susana, ‘hamamdaki nakış’ diye kulp takarlar.
Sabreden, ‘korkak’ diye nitelenir.
Yiğit olup kahramanca davranandan ‘deli bu adam’ der, kaçarlar.
Az yiyip içene, ‘kendinden sonrakilere mal biriktiriyor, aptal’ derler.
Dış görünüşe önem vermeyen filozoflar gibi sade giyinse ‘parasını esirgiyor1 diye keskin kılıç sözünü savururlar.
Bir kasır ve köşk yaptırarak, onu süsleyen, yaldızlayan kimseye, ‘gösterişe düşkün’ der, canından bezdirirler onu.
Gezemeyen, ‘karısının dizi dibinden ayrılmamış adamdan ne fayda umarısn?1 diye ayıplanır.
Gezgin olana, ‘serseri bir ayakla dünyayı geziyor1diye derisini yüzerler ve ‘azıcık serveti ve gücü olsaydı, ülkesini terketmez, şehirden şehre sürülmezdi1derler.
Bekar ise birisi, ‘bedeni yeryüzüne gereksiz bir ağırlıktır, yer onun yatıp kalkmasından inciniyor1derler.
Evlenmeye kalkışana, ‘gönlü yüzünden çamura düşen merkebe benzedi’ diye konuşurlar.
Öfkelenecek olsa birisi, ‘sersem, çılgın ve deli’ diye ad takarlar. Dayanıklı ve sabırlı olanı, ’çabasız, tembel ve miskin’ diye adlandırırlar. Cömertlik yapana, ‘Yeter! Ne dağıtıyorsun öyle? Yarın Avret yerini örtmeye bez bulamaz bir elini önüne ötekini ardına tutarsın’ derler.
Bulduğuyla yetinse, tutumlu olsa birisi, ‘bu alçak da babasına benzedi, o da biriktirdi, özlem içinde bırakıp gitti’ derler.
Çirkine çirkin, güzele güzeldir diye sıkıntı verirler.
Kim güven ve huzur köşesinde rahatça oturabilir?
Allah’ın Elçi’si bile insanların dillerinden kurtulamadı.
Eşi, çocuğu ve ortağı olmayan Yüce yaratıcı için Hristiyanların neler yakıştırdığını duymadın mı?
İnsanların diline düşenin tek çaresi vardır: Sabır.
Sadi ŞİRAZİ











