İSTİKAMET | SAYI 35

YürüyüşİstikametİSTİKAMET | SAYI 35

I

“Çağdaş ölümün, kendini aşan ya da öteki değerlere ilişkin anlamı kalmamıştır artık. Ölüm doğal bir sürecin kaçınılmaz bir sonucundan öte bir şey değildir. Olgular dünyasındaki sayısız olaylardan yalnızca biri! Ama ölüm, tüm kavramlarımıza ve yaşamımızın anlamına öylesine aykırıdır ki, ilerleme ve gelişme felsefesi, sihirbazın elindeki parayı yitirmesi gibi ölüm olayını sanki ortadan kaldırdığını sanıyor. Çağdaş dünyadaki her şey ölüm sanki yokmuş gibi işler. Kimse ona önem vermez. Ölüm her yerde bastırılır: Siyasal demeçlerde, reklamlardaki ahlak ve törenlerimizle ilgili yayınlarda; hastaneler, eczaneler ve spor kulüplerince bize sunulan indirimli sağlık ve mutluluk programlarında ölümün adı anılmaz. Oysa, nereye el atsakorada ölümü buluruz. Ve de bir aşama olmaktan vazgeçen ölüm, kendisine sunulan hiçbir şeyle doymayan kocaman ve obur bir kursak olarak çıkar karşımıza. Sağlık, toplum sağlığı ve doğum kontrolü, harika ilaçlar ve yapay besinler yüzyılı, polis devletlerinin ve toplama kamplarının, Hiroşimanın ve toplu kıyım öykülerinin de yüzyılı oldu. Kimse ölümü, kendi ölümünü düşünmüyor; çünkü kimse kendine özgü bir hayat yaşamıyor artık. Topluca yaşanılan hayatın meyvesi de topluca boğazlanmak oluyor.”

II

Yaşam inancı, gerçekten derin ve bütünsel ise, o aynı zamanda ölüm inancıdır. Çünkü bu ikisi birbirinden ayrılamaz. Ölümü yadsıyan uygarlık, kendini yaşamın da karşısında bulur. Çağdaş suç işleme yöntemlerinin gelişmesi, yalnızca teknolojik ilerlemenin ve dedektif öyküleri modasının sonucu değildir. Bu kusursuzluk, ölümü gizleme, onu görmezlikten gelme, ölüm yokmuş gibi davranmada kaçınılmaz biçimde varolan “hayatı küçük görme” tutumundan gelir. Ayrıca, ekleyeyim ki, çağdaş teknikler ve suç üstüne yazılmış öykülerin sevilmesi, toplama kamplarına ve toplu öldürmelere benzer; iyimser bir dünya ve tek yanlı bir varoluş görüşünün sonucudur. Söz ve sohbetimizden, düşüncemizden ölümü silmeye çalışmamızın yararı yoktur. Çünkü ölüm kendisine aldırmayanlardan ya da aldırmadığını söyleyenlerden başlayarak hepimizi silip süpürecektir bu dünyadan.

III

Yaşamla savaşımda ölümün bizi araç olarak kullanması, yaşamı bütün boş ve aldatıcı görünüşlerinden sıyırıp bize tüm çıplak gerçeğiyle göstermesi ölüme karşı saygısızlık etmemizde bir etmendir. Her şeyin ölüm olduğu dünyada, yalnızca ölüm değer taşıyabilir. Ama biz ölüme, olumsuzca “evet” deriz. Kafatası biçiminde kağıt iskeletlerimiz, gök fişekleriyle delinmiş kağıt iskeletler, yaşamla hep eğlenirler, insan varlığının hiçliğini ve anlamsızlığını gösterirler. Ölümün güldüğü ve espriler patlattığı öykü ve türkülere bayılırız. Bununla birlikte, onunla kurduğumuz ve geliştirdiğimiz bu yakın dostluğa karşın, sormaktan da kendimizi alamayız: Ölüm nedir ki? Yeni bir yanıtımız yok. Her soruşta, omuz silker geçeriz ve sanki mırıldanırız kendi kendimize : “Hayata boşvermişim, ölümden kime ne?”

0.Paz Yalnızlık Dolambacı

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Yazılar

Güncel Hava Durumu

Ankara
hafif yağmur
6.7 ° C
6.8 °
6.3 °
85 %
2.2kmh
100 %
Paz
7 °
Pts
7 °
Sal
11 °
Çar
13 °
Per
18 °

Güncel Döviz Kurları

TRY - Türk Lirası
EUR
37,251
USD
34,256
GBP
44,715
JPY
0,229

Yolcu Potreler

YolcuDergisi Sayi 109 Portre | İsa ARAR

Portre | İSA ARAR

YolcuDergisi Sayi 102 Portre | Marilyn BUCK

Portre | MARILYN BUCK

YolcuDergisi Sayi 103 Portre | ALIYA

Portre | ALIYA

YolcuDergisi Sayi 104 Portre | Teoman DURAL

Portre | TEOMAN DURALI

YolcuDergisi Sayi 108 Portre | Fetva TUKAN

Portre | FETVA TUKAN

Yolcu Seyir Defteri

Seyir Defteri: 109

Seyir Defteri: Söz 2

Seyir Defteri: Söz 3

Seyir Defteri: Söz 4

Seyir Defteri: Söz 5

Heybe & İstikamet