RÖPORTAJ | Selçuk KÜPÇÜK
”İlkin şiiri çok özlediğimi gördüm”
UZUN YILLARA SARKAN SUSUŞU VE YENİ ŞİİRLERİ ÜZERİNE
Şakir Kurtulmuş bu ilk kitabından sonra kendi kişisel öyküsünde mutlaka anlamlı karşılığı bulunan gerekçelerle şiirden, edebiyattan, dergilerden bile isteye uzak durmuş, kendisini unutturmaya çabalamış bir şair olarak uzun yıllar bizleri uzaktan izledi. Edebiyatın, şiirin, dergilerin parlattığı egoları, çete savaşlarını, sağdan say on soldan say on adamın çocuksu iktidar mücadelesini görüp belki “iyi ki geri çekilmişim” dediği uzun yıllar geçti aradan. Taki 2000’li yıllara kadar. Artık şiirlerini yavaş yavaş dergilerde görmeye başlayınca benim için, yüzünü dünyaya karşı örten adamın görüntüsü belirmeye başladı. Bir etkinlikte ilk kez kendisini gördüğüm vakit yaşadığım heyecanı anlatamam. Ben kendimce kayıp şairi bulmuştum. O da sanırım uzun yıllar susmasının yeteceği kararını almıştı. İyi ki almış. Ortalık cafcaflı riyakar sözlere boğulmuş, pop şiirin briyantinli saçlarına asılı kalmış, Türkçe’nin temiz kelimelerini kullanarak dünyanın kirine ı-olanca gücü ile bulaşmaya çalışan “ona man show”larla dolu iken böyle, susmayı becerebilmiş olgun adreslere ihtiyaç var. İyi ki geldin Şakir Kurtulmuş. (S.K.)
1985 yılında “Ah Güzel Bir Gün” adlı şiir kitabınızı yayınladıktan sonra çok uzun bir ara verdiniz. Bu ara verişin gerekçeleri üzerine konuşarak başlayalım isterseniz…
İçinde yaşadığımız toplumun insanı sarıp sarmalayan, farklı ortamlara götürmeye çalışan rüzgarın etkisinden kurtulmak isteyişimizdendi belki. Çevremizi kuşatan yanıltıcı, şaşırtıcı, popülist, politik ve çok samimi olduğuna inanamadığımız kimi tutumların rahatsızlık vermeye başlamasından belki de. Özgür düşünmenin, özgür yazmanın güçleştiğini gördüğümüz için bir süre böylesi bir ortamdan uzak kalmanın daha iyi olacağını düşünmemizden belki de. Daha da uzatılabilir bu belkiler. Kendi içime dönüp bir süre sessiz kalmayı, sükunetin zenginliğinde yaşamayı tercih etmek o zaman için oldukça yerinde bir tercihti. Bu sessizlik ‘konuşmak üzre susma’nın gereğiydi bir bakıma. Yeniden doğuşumuza kadar süreyi içe doğru bir yolculuğa dönüştürmeye gayret ettiğimi söyleyebilirim.
2000’lerde yeniden şiir yayınlamaya başladığınızda günümüz Türk şiirine ilişkin ilk gözlemleriniz neler oldu? Neler değişmişti size göre?
İlkin şiiri çok özlediğimi gördüm. Uzak kaldığım yıllara ait okumalar yapma ihtiyacı hissettim. Öncelikle içinde bulunduğumuz yıllarda yayınlanan kitapları, daha sonra da eski yıllara ait kitapları edinip okumaya başladım. Şiire bıraktığım yerden bakmaya çalıştım, oradaki uçla en son içinde yaşadığım döneme ait olan ucu birleştirmeye gayret ettim. İçimde yaşayan şiiri bulduğumu, yeniden kavuştuğumuzu söyleyebilirim. Şiirin takip ettiği serüvene baktığımızda uğradığı istasyonlarda çok değişik kimliklere büründüğünü, metalik, güncel, popülist, politik söylemlerle farklı bulvarlarda gezinen şairlerin olduğunu gördüm.
Güncel hayatı şiirin dışında tutmak mümkün mü. Elbette böyle bir zorunluluktan söz etmek doğru değil. Güncel yaşayışı şiirine konuk eden, o yaşantının imgelerini ustalıkla şiirinin içinde muhafaza edebilen, kurgulayan, içten söyleyişleri ile bütünleştirerek, güzel dizeler ortaya koyan şairlerin varlığını gördüm. Yine bu dönemlerde kendi şiirlerini yeni bir tarz, yeni bir ekol oluşturma çabası güden şairlerin söylemlerine tanık oldum. Fakat benim üzerinde durduğum bu tarz yeniliklerden çok, edebiyatımızın bugünü, dünü ya da yarını olsun esas saf şiire ne kadar yakın olduğumuzdur. Her dönemde gerçek şiirin peşinde olan, saf şiiri öne çıkaran şairler olagelmiştir. Dünden bugüne kalan, bugünden yarına kalacak olanlar da bu şairler ve onların yazdığı şiirler olacaktır. Evrensel insanın diliyle yazılan eserler, şiirler, edebiyat, kalıcı olmaya devam edecektir.
Ardı ardına Çıra Yayınları etiketi ile hem ilk kitabınızın yeni baskısını hem de yeni dönem şiirlerinizi içeren “Yusufun Kuyusu” , “Ölüm ve Ayna” adlı şiir kitaplarınızı yayınladınız ve her biri üçer baskı yaptı. Şiirinize yönelik bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu sizin takdiriniz, teşekkür ederim. Biliyorsunuz uzun bir süre fetret dönemi yaşadık. İlk kitabımız fetret dönemi öncesi 1985 yılında yayınlanmıştı. İkinci kitabımız 2013, üçüncüsü de 2014 de yayınlandı. Kitaplarımız geçtiğimiz aylarda 3. baskı yaptı. Bu sevindirici tabi. Ama genelde baktığımız zaman okuma oranında bir düşüş olduğunu gözlemleyebiliyoruz. İlk kitabımız 1985 yılında 3000 adet basılmıştı. O yıllarda şiir kitapları 3000, deneme kitapları 5000 adet basılıyordu. Bizim yayınevinde şiir kitapları 1000 adet basılıyor, bazı yayınevleri şiir kitaplarını 500 adet basıyor. Şimdi bugün geldiğimiz noktada baskı sayılarına bakıldığında nasıl bir düşüş olduğu daha net görülebilir. Ancak biraz önce değindiğimiz gibi önemli olan sayıların çokluğu olmamalı. Kitapların çok baskı yapmaları o kadar önemli değil. Şiire gösterilen ilginin, şiire duyulan özlemin canlı olarak yaşıyor olması güzel. Kelimelerle yaşayan edebiyatçıların, sanatçıların gerek kişisel yaşantımızda gerekse toplumsal yaşantımızda edebi eserlere, sanat eserlerine hak ettiği ölçüde değer biçiyor olması önemlidir. Sorumluluklarımızı her zaman hatırlamaya yol açacak bir yol, ‘uzun bir yol’ olarak görebilmeliyiz çalışmalarımızı. Okumanın her daim yapılabilecek en iyi işlerden olduğunu yeniden hatırlamak, hatırlatmak ödevimiz olmalı.
Çıra Yayınları’nın edebiyat dizisi editörü olarak bir bütünlük içerisinde, görsel tasarımı ile de dikkat çeken kitaplar yayınlamaya başladınız. Bu dizinin başındaki kişi olarak şiir, edebiyat yayıncılığına yönelik çözümlemeleriniz nelerdir ve Çıra yayınları bu yeni vizyonu ile neler yapmak istiyor?
Edebiyat dizisini hazırlarken, ortaya koyduğumuz temel ilkeler doğrultusunda yayınımızı sürdürmeye gayret ediyoruz. Edebi eserleri yayınlama konusunda yayınevlerinin cesaretsizliğini görünce buradan başlayalım istedik. Ciddi edebi eserler basalım, şiir kitabı basmaya çekinen yayınevlerine rağmen şiir kitabı basma hedefimizi ortaya koyarak yola çıktık. Hamdolsun bugün geldiğimiz noktada belirlemiş olduğumuz temel hedefler çerçevesinde yayınlarımızın ne kadar isabetli olduğunu görmüş olduk. Edebiyata yeniden bir önem atfetmek, onu öne çıkarmak, taşıdığı değer bakımından daha çok emek sarf edildiğini göstermek istedik. Edebiyat ciddi emek istiyor. Sizin ciddiye alıp verdiğiniz emek, sonuçta ortaya konan eserlere de yansıyor. Kitaplarımızla ilgili güzel düşünceleriniz için teşekkür ediyoruz. Bu konuda yayınlarımızı sürdüreceğiz. Kuruluşundan bu yana bir yıllık bir süreç içinde 22 kitap yayınladık. Bunların 13 tanesi şiir, 9 tanesi de deneme kitabı. 3 kitabımızın baskısı bir yıl içinde tükendi, birisi yeni baskı yaptı, diğer iki kitabın yeni baskılarını da önümüzdeki aylarda yapalım istiyoruz. Yeni dönem için hazırlıklarımız sürüyor. Edebiyat ilgililerini, sanat severleri yeni eserlerle buluşturmaya devam edeceğiz. İyi işler olsun istiyoruz. Güzel işler yapalım, kalıcı olsun, emek verilen özgün çalışmalar olsun istiyoruz.
















