KADİM BİLGE KONUŞUYOR…
Eğer bir halde isen ondan daha yukarıda ve doha aşağıda başka bir hali isteme.
Hayrın tamamı hali koruma, buna razı olma, başka şeylere iltifat etmemede bulunur. Zira bu hayır ya senin kısmetindir, ya başkasının kısmetidir ya da hiç kimsenin kısmeti değildir de bir imtihan olsun diye var edilmiştir.
Takdir edilene teslim ol ki sende fiilini icra etsin. Eğer nimetler takdir edilmişse şükürle meşgul ol. Eğer belalarsa takdir edilen dayan ve sabır göster.
Mahlukattan hiç kimseyle ferahlanma ve hiç kimseyle ünsiyet kurma. İçinde bulunduğun hale kimseyi muttali kılma. Bilakis ünsiyetin hakiki dost olan Ol Veliyy ile ferahlanman da Ol Selam ile olsun. Şikayetini ise Ol Holim’den Ol Mucib’e et. Bir İkinciyi tanıma.
Kaderin yolundan çekil; onun yolunu boşalt; nefsini ve hevanı reddet; dilini şikayet etmekten geri tut. Şayet bunu yaparsan hakkında hayır ise Mevla senin hoşluğunu, sevincini ve hazzını artırır. Yok eğer şer ise bu halde O’na itaat ettiğin sürece senden melameti izale eder, senden savuşuncaya ve müddetinin tamamlanmasıyla göçüp gidinceye kadar seni onda kaybettirir.
Başkalarının elindekilere özenme ve onların senin olmasını talep etme. Her ne istiyorsan ya senin ya da başkalarının nasibidir. Kısmetinde olan vakti geldiğinde mutlaka sana ulaşır. Şayet de bir şey kısmetinde yoksa ne sana nasip olur ne de sen bir çaba ile onu elde edebilirsin. O halde terbiyeni takın. Kadere rıza göster. Emirlerine uymak ve nehiylerinden sakınmak suretiyle Rabbine itaat et.
Hayır ve şerri bir ağacın iki dalından çıkan iki meyve olarak düşün. Dallardan birinin meyvesi tatlı, diğerinin meyvesi ise acıdır. Sen ağacın acı meyveli dalının uzandığı o yasaklı iklim ve memleketi terk et.
Ağaca yakın ol. Onun yanında onun hizmetçisi ve bakıcısı olarak kaim ol. Bu iki dalı, iki meyveyi ve iki canibi iyi tanı. Tatlı meyvenin tarafında durursan senin gıdan ve kuvvetin ondan olur. Diğer dal canibine gitmekten ve meyvesinden yemekten sakın ki; onun acılığı seni helak etmesin. Şayet söz dinler ve sakınırsan, bütün afetlerden selamette olur; bağış, emniyet ve rahat içinde bulunursun. Çünkü afetler ve türlü belalar bu acı meyveden meydana gelirler.
Çoğu kere “ne yapayım, çare ne” dersin. O zaman sana denilir ki; yerinde kal, haddinin aşma, ta ki içinde bulunduğun durumdan kıyam etmeni sana emreden cinsinden bir ferahlık gelinceye kadar:
“Sabredin, sebat gösterin, hazırlıklı ve uyanık bulunun. Allah’dan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”
Ahreti sermayen, dünyayı da onun karı olarak kabul et. Zamanını öncelikle ahretinin tahsiline sonra kalan zamanının bir kısmını dünyan için maişet teminine harca. Dünyayı sermayen ahreti kazancın olarak düşünme. Şayet böyle düşünürsen dünyandan arta kalan zamanını ahretin için harcar olursun.
Fütuhu’l-Gayb Abdulkadir Geylani











