İSMET ÖZEL

RÖPORTAJ | Bilal CAN

Bir Masal İsmet Özel’i

İsmet Özel hakkında bu güne kadar birçok araştırma, yazı, makale yazıldı. Birçok şiir ona ithaf edildi. Birçok konuda, düşüncede, eserde ismi geçti. Neydi öyle İsmet Özel’i özel kılan? İsmet Özel neyin nasılın özeliydi? Neden hakkında onca yazı yazıldı, neden ona şiirler adandı? Bir Masal İsmet Özel’i de işte bu kitaplardan biri olarak İsmet Özel hakkında yazılmış kapsamlı bir eser. Onun hakkında araştırma yapan, merak eden kişiler için bir kaynak kitap olarak raflarda yerini almış durumda.

Türkiye, Türk, Müslüman, felsefe, siyaset, sosyoloji, tarih, şiir, edebiyat, sözlük gibi birçok alanda düşünceleri olan İsmet Özel’i özel kılan onun bu konularda söylediği, ifade ettiği düşünceleridir. Son zamanlarda gündemden düşmeyen sözleriyle birçok tartışmaya konu olmuş, katıldığı tv programlarında da bu tartışmaları alevlendirmiştir. Son olarak kuruculuğunu yaptığı istiklal Marşı Demeği bünyesince yaptığı konuşmalar, yazdığı bildiriler ile gündemden uzak gözükse de yine gündeme giren şair/yazar/düşünce adamı olarak fikirlerini sunmaya devam etmektedir

İsmet Özel’in Özeli

İsmet Özel ismi genelde şiirleriyle, sert cümleleri, çarpıcı düşünceleriyle şair olarak belirgin durumdaydı. Ama onun bir de düşünce adamlığı, tavır adamı dediğimiz yönü vardı.

1944 yılında Kayseri’de doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla birkaç yer dolaştıktan sonra Ankara’ya gelmişlerdir. Burada Özel Türkiye İşçi Partisi’ne kaydolmuştur. Liseden sonra bir dönem siyasal bilgiler okumuş başta Fikir Kulüpleri Federasyonu olmak üzere birçok öğrenci girişiminde aktif ve öncü bir rol oynamıştır. Önceleri Türkiye İşçi Partisi içinde aktif rol alan Özel sosyalist bir tablo çizerken daha sonra 1974 yıllarında Müslüman bir çizgi üzerinden hareket etmiştir. “Waldo Sen Neden Burada Değilsin” kitabında kendi hayatının inanmak ve bağlanmak üzerine genel bir muhasebesini yapmaktadır.

“Waldo Sen Neden Buradasın” kitabında özel kendi masalını şöyle anlatmaktadır kısaca: ‘’Bir varmış bir yokmuş. Bir şair ismet Özel varmış. İyi şiirler yazarmış. Nasıl olmuşsa bu İsmet bir gün komünist olmuş. Derken efendim, bir komünist olarak da iyi şiirler yazmayı başarmış ve hatta böylelikle yıldızı parlamış. Gel zaman git zaman, İsmet özel’in duyguları, düşünceleri, inançları değişmiş (masalın her varyasyonunda bu değişmenin sebepleri muhtelif) ve Müslümanlığı bir hayat yolu olarak benimsemiş. Ama işe bakın ki adam iyi şiirler yazmaya devam etmiş. Eh, o erdiyse muradına, biz de çıkabiliriz kerevetine”(sayfa 14)

Bir insan eğer ki yazıyorsa onu en iyi tanıtan unsurların başında yazdığı eserleri gelir. Özel yine ”Waldo Sen Neden Buradasın” adlı eserinde: Benim masalımda üç önemli kelime var: Şair, komünist, Müslüman. Eğer bu üç kelimenin benimle bağlantısı hakkında beni ve başkalarını yanlış yönlere sevk etmeyecek, gerçek yönünde uyanışımızı hızlandıracak bazı açıklamalarda bulunabilirsem, bu açıklamalar yapılabilecek nihai açıklama yanında pek sönük kalsa dahi hayaller dünyasında kaybolmayı önleyeceği için iyi ve yeterlidir. (sayfa 15) diyerek kendisinin bir resmini çizme gerekliliğinin çok büyük bir şey olmasa da en azından hayallere dalmamak için doğruyu bulabilmek adına önemli bir iş olduğunu belirtmektedir.

Bir Masal İsmet Özel’i Özel’in düşünceleri, siyasi, felsefi, edebi düşüncelerinin çözümlenmesi yapılarak şair/yazar’ın bir resmini çizmeye çalışmıştır. Evet, Özel’in bazı düşüncelerinin şerh edilmesi gerekirdi. Ya da bunu soru şeklinde soracak olursak: İsmet Özel’in düşünceleri şerh edilmesi gerekiyor mu?

Şiirinde söylediklerinin düz yazılarında belirttiklerinin ara ara kapalılık içermesi, anlaşılamaması sorulan bu soruyu haklı konuma gerektirmiştir. Gerçi Özel bu durum için de bir cevap vererek kendisini anlamayanların anlaklarında sorun olduğunu belirterek kendilerine bakmalarını söylemiştir.

Bir Masal İsmet Özel’i günümüzde sayıları epeyce azalan “münzevi” tipinin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden olan Özel’in tez konusu olarak farklı açılardan bir Özel resmi çizmektedir. Onun özellikle kültür, medeniyet, İslam, Müslüman, batı hakkındaki görüşleri ile son zamanlarda gittikçe artan ve tartışmalara yol açan Türklük tartışmaları üzerine yoğunlaşmıştır.

İsmet Özel ve Türklük

Son zamanlarda İsmet Özel’in sıkı takipçileri arasında tartışmalara yol açan konulardan biri olan Türklük meselesine de değinen ‘Bir Masal İsmet Özel’i özelikle bu konudaki fikirlerinin nelere işaret ettiğini meseleye objektif bakarak sorunsallıktan çıkarmaya çalışmıştır.

‘İsmet Özel’in Türkçülüğü, daha önce görülmemiş tarzda bir anti-emperyalist karakter taşımaktadır. Hatta denilebilir ki onun Türklüğü ileri sürmesinin ve savunmasının temelinde yatan asıl saik, dünyayı 1990’lardan sonra iyice sarmalayan ABD merkezli küreselleşme hareketine karşı bir cevap geliştirmek niyetidir. Hatta onun ötesinde, bütün modem-kapitalist-batı uygarlığının temelden zıttı bir konumda yer almakta ve bunun karşısına Türklüğü koymaktadır, denilebilir” (sayfa 87)

Türklük ve Türk kavramlarına getirdiği anlamlarla farklı kesimlerce farklı algılanan Özel meselenin İslam’la yani Müslümanlıkla olan taratma vurgu yaparak Türklüğün anlamının bu kavram çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir

İlaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir 88 sayfalık bir şiir ile Türkçe şiir kitapları arasında en uzun şiirlerden birini taşıyor olması bakımından önemlidir. İtirai etmeliyim ki bu kitabını okurken diğer kitaplarından farklı olacağını tahmin etmemiştim. İsmet Özel okurları için de bu belki bir sürpriz belki de şaşkınlık gibi bir şey oldu. Okuyucular için belki bir “dumura uğrama” da söz konusu olabilir.

Kitapta İsmet Özel’in gittikçe artan milliyetçilik damarlarını görülebilir. ”0/ not being a jew” anlam olarak “yahudi olmamaktır”. Yahudilerin birliklerine nispeten Müslümanların ve topraklar hakkında hassasiyetleri olan insanların yalnızlığına telmihen bu başlığı seçmiştir, ilk kitabı bu başlıkla yayınlanırken bu kitabı ise “ilaveler ve vaat edilmiş bir şiir” adıyla sürdürmüştür. Bu yüzden bir önceki kitabın bir nevi devamı niteliğindedir.

64 yaşındaki bir şairin hala şiir kurup bu şiirleri söyleyebilme gücünün göstergesidir bu eser. Dilindeki çeviklik ve sözleri kullanma gücü olarak güçlü bir söyleyişe sahiptir Dilindeki isyanı ve sivriliği yitirmeden oklarını cümleleriyle batırmaya devam ediyor, “dinosorus’ın rinoseroslara bitimsiz yakınması” isimli şiir Türk Edebiyatı’nda yazılmış en uzun şiirlerden biri olarak kitapta yer alıyor

Açıkçası kitabı okurken bu kitabı ben yazsaydım nasıl olurdu, neler denilirdi sorusunu sormadan edemedim. Şuna kanaat ettim ki bu kitabı ben yazsaydım insanlar buna bir “saçmalık” gözüyle bakabilirdi. Ama ismet Özel ismiyle yayınlanınca kitaba bakış açısını değiştiriyor. Bir şairin yazdığı tüm şiirlerin iyi olması beklenemez tabi ki. Ama ismet Özel şiiri iyiden öte içinde çok şey barındıran şiirler yazıp militan ruhlu bir şair olarak kendine bir yer açmıştır.

Kitaba sadece şiir kitabı gözüyle bakmak yanlış, ismet Özel bu kitabında hem şairliğini hem de düşüncelerini konuşturmuş. Özel’in en belirgin özelliği kaim sesi ile bu sesliliği tüm dinleyenlere ilgi çekici bir şekilde direkt olarak sunmasıdır. Yazdıklarından anladığımız kadarıyla verilmek istenileni direk vermeyen —bu hal bulanık sudaki balığı bulup yakalamaya çalışma haline benziyor- aranılması ve üstünde durulması gereken bir tavırla yazıyor.

ilâveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir kitabındaki şiirler modem çağdaki insanlığın sesleri niteliğinde. Bunu yazan kişi ellerini zamanın saatlerine daldırıp eline bulaşan isleri işlemiş gibi sayfalara. Bu yüzden kitap bir nevi çağının en çok şahidi geçmişinin en çok sahipleneni anlamı da taşıyor.

Uzun bir bekleme değildi bu. Şiir ortaya çıkarken kendi seslerini daha evvelki kitapta duyuruyordu. Ama kitap ortaya çıkınca Özel’in yaşma rağmen bir şey yitirmediği ve hala şairliğin o dik kulvarında ayakta durduğunu sağlam şiirlerle bizlere gösterir nitelikte.

Kalın Türk

Altı çizilecek satırlarıyla kendi küçük sesi büyük bir kitap olan “Kalın Türk” medeniyet çatışması ekseni etrafındaki düşünceleriyle önemli notlar barındırır. Kaim Türk olabilmek için başka şeyler olmadığının ispatını yaparak bunu delilleriyle sunar îsmet Özel. Tanımını yaptıktan sonra kaim Türklüğün gerekliliği hakkında konuşmak lazımdır.

“Nerede olduğumuzu bildiysek orada olmayı seçmişizdir. Aynı zamanda konu ne olursa olsun cehalet içine gömülüşümüzü seçme yapmaya güç yetiremeyişimizin sonucudur! Her şeyin bir seçimle olduğunu ve asıl meselenin seçim yapmamak olduğunun altını çizmek lazım. Alis Harikalar Diyarındaki öykü gibi. Seçim yapmamışsak ve ya yapamıyorsak demek ki gideceğimiz ya da ulaşmak istediğimiz bir yer ve zaman ayrıca amaç yoktur demektir.”

Medeniyetler ve bu medeniyetlerin tarihsel kaynaklarında gözler önüne serilen savaşlar büyük bir değişime yol açmaktadır. Bu değişimler kimi zaman başka dünyalarmış gibi gösterilmektedir. 1. Dünya, 2. Dünya gibi. İsmet Özel bunu kendi tabiriyle, bu tarihsel süreci ikinci dünya üçüncü dünyaya iltihak etti. Böylece gizlenen bir şey ortaya çıktı, iyiden iyiye tebarüz etti: Demek ki üç değil, iki dünya varmış denetlenen ve denetleyen dünya” sözleriyle Sovyetler döneminde üç kutuplu dünyadan bahsedildiğini ama durumun böyle olmadığını kendince bir bakış açısıyla dillendirmiştir.

İsmet Özel ayrıca medeniyetler çatışması bağlamında Samuel Hungtington’un ve Spenler’in düşüncelerine yer verip bu düşüncelerin ayak seslerini kendi cümleleriyle genişletip okuyuculara sunmuştur.

İsmet Özel’in ”Kalm Türk”ü bir konuşmanın metinleşmiş hali. Yazarın 93 senesinde İzmir de yaptığı konuşmanın düzenlenmiş hali olarak karışımızda. Genel olarak anlatımında İsmet Özel’in medeniyet tanımı olduğu söylenebilir.

Kitapta katıldığım noktalar dışında katılmadığım noktaları belirginleştirmek gerekirse:

Özel’in bir İslam Medeniyeti’nin olmadığını söylemesidir. Özel bu medeniyetinin olmamasının nedeni entelektüel ve iktisadi planda kendilerine mahsus özellikleri olmadığı için yok saymaktadır.

Medeniyetler Çatışması’ndan meselesinin özüne yani Türkiye’ye iniyor Özel. Türkiye’yi İslam’ın anavatanı olarak gördüğünü ve ‘’neden Türkiye senin vatanındır sorusuna cevap olarak” ‘’Türkiye’de Müslümanlar yaşıyor. Türkiye bir dönem Müslümanlar tarafından Islami vatan kılınmış olduğu için benim vatanimdir” diyor.

Şiir Okuma Kılavuzu

Şiirle uğraşan biriyseniz içinde şiir kelimesi geçen eserlere meyliniz olur. Şiir okuma kılavuzu elinizin altında olması gereken kitaplardan biri. Emeğin ve birikimin kanıtı olarak işin erbabı tarafından hazırlanmış olan kitap; şiir denizinde ilerlemek isteyenler için eşsiz bir eser.

Ben her şairin bir şiir okuma kılavuzu yazmasını isteyenlerdenim. Çünkü emek verip üzerine yoğunlaştığı iş ince bir işçilik. Bu işçiliği de ancak ehil olan insanlar en iyi bir şekilde yaparlar. Şiir zor zanaat. Bu zorluluk önemlidir. Edebiyattaki önemliliği yadsınamayacak bir türdür. Özel bunu

“şiirden yoksun bir edebiyat ortamının kofluğunu hiçbir dâhiyane açıklama gideremez” sözüyle güzel bir şekilde dile getirmiştir.

Şiir okumak öğrenilir bir şey midir!

Okur şiiri nasıl okumalı veya gözünün önündeki cümleler yumağını nasıl görmelidir. Bu sorular büyüyerek genişletilebilir. Özel bunu “şiir okumak, insanların hayatında bir tutacaksa öğrenilebilir bir şey olmalı” diyerek belirginleştirmiştir.

Şiir bir etkinlik işidir. Okunması da ekmek yemek, su içmek, pabuç giymek gibi bir şeydir. Her ne kadar tam olarak böyle olmasa da buna yakındır. Bir insana “ekmek nasıl yenir!” biçimindeki bir soruya verilecek cevap kadar çetin bir cevap ister ”şiir nasıl okunur” sorusu. Bu soruya evvela belli bir birikimin olması kaydıyla cevap verilmesi gerekir. Birikim olmadan verilen cevap havada kalır çünkü. Kişi yiyeceği ekmeğin ne cins undan yapıldığını, nasıl bir sofrada, hangi kaşık ve çatal ile yenileceğini bilmiyorsa o zaman hakkını veremez yediği yemeğin. Şiir de böyledir. On hazırlığın olması ve hangi şiirin nasıl tutulacağını bilerek okumaya başlamak daha sağlıklı olur.

Niçin şiir okuruz!

İnsanın iyi’leri ve kötü’leri sözlü dilin onun bıraktığı etkiyle, sözlü dil vasıtasıyla dünyayla bağlantılıdır. Kelimeler içtekini dışa yansıtır.

İtilmiş, karışık, bozucu niteliklere bürünmüş bir insanın yapaylıktan içtensizlikten kurtulmak için şiire ihtiyaç vardır. Kendini bu durumdan kurtarabilmek için ya gereksiz bir biçimde bağıracak ya da bağırılmış kelimeleri bağrına bastırıp onlara yapıştıracaktır çığlıklarını.

Bu soruyu ikinci defa tekrarlayacak olursak: “niçin şiir okuruz!” ‘’yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak, bir zorluğu gidermek ve nihayet bir doyum sağlamak içindir” diye tekrardan toparlıyoruz sorunun cevabını ismet Özel’in dilinden.

Şiir okuma, ihtiyacı gidermek, bir eksikliği tamamlamak için sayfalan aralamaktır. Parçadan bütüne varmak için yola koyulmaktır. Ya da Özel’in tabiriyle ‘’şiir okumak isteriz çünkü bütüne, bütünümüze, bütün içindeki yerimize varma zorunluluğu bu insanı ve insan dışı aygıda yenmek isteriz. Şiir bu anlamda bir ”yerine getirici” bir silah, bir kalkandır”

Şiir nedir ve nasıl olmalıdır!

Bu soru üzerine yoğunlaşıp konuyu açarak detaylı bir şekilde başka mevzulara da özellikle şiirle ilişkili olanlan şiire bağlayarak okuyucuya sunmuştur ismet Özel. Her şiir okunmaz. Her kuşun eti yenmez gibi bir şeydir. Biz şiiri “okuyorsak” şiiri onun esrarını kendi esrarınızla kaynaştırabilme çabasıyla okuyoruz.

Ve şairler

şairler hayal âleminin en büyük düşmanı oldukları halde insanları (ve en başta kendilerini uyanık) kalmayı amaçladıkları halde hayal dünyasını onaylamak gibi bir havaya girebilirler. Bu da onların temel zaafıdır. Bu zaaftan korunmaları da (hele çağımızda) oldukça zordur”

Ince bir dantelâ gibi nakşını örer şair. O beslendiği kaynakları kötülemeden ve kirletmeden —ama bağlanmadan da- örer nakşını. Onun için kullanılan malzeme neden geldiği önemli değil. Önemli olan o malzemeden nasıl bir eser ortaya koyacak olmalıdır. Şiir okuma kılavuzu içindeki sayısız kelimeleriyle ve cümlelerin anlam değerleriyle tartıldığında —ki bu benim şahsi kanaatimdir- bir ispata gerek duymadan son bir söz alıntılayarak bu yazıya son veriyorum.

Henry Sen Neden Buradasın 1

Henry Sen Neden Buradasın isimli kitap yazarın kendi hakkındaki düşünülen şeyi cerh etme yanı karalama, ortaya atılan savları çürütüp ortadan kaldırmak için kaleme alınmıştır. Bir iç döküşün bir iç söylemin belki de bir intizarın karşılığında dile gelmiştir denilebilir.

Kitap evvela bir önsöz niyetine yazılmış uzunca bir yazıyla başlıyor. Ne söylenirse bu önsöz üzerine söylenebilir. Bu uzunluğa ismet Özel okurları alışıktır. Açık yüreklilikle kaleme alınan kitap bir cimrilik bahsi ile başlıyor.

İsmet Özel cimri midir?

Bu soruya uzun uzun cevaplar vermek yerine ‘’Henry Sen Neden Buradasın” kitabını okumak lazım. Yazar bu cimrilik bahsini uzunca deşip sorguluyor. Ben de bu soruya cevap olarak diyorum ki- kendisinin yalancısıyım- evet diyorum, ismet Özel cimridir. Ama bu cimriliğin gerekçelerini de belirterek neden öyle olduğuna eğilmek gerek, pişman değilim diyor cimri olduğum için. Çünkü cimrilik ya da eli sıkılığın ötesine geçmek için uğraştığının anlamını da çıkartmak gerek. Cömertliğin ve cimriliğin onun için ayrı bir anlam taşıdığının da altını çizmek gerek.

İsmet Özel tarihi

Henry Sen Neden Buradasın bir İsmet Özel klasiğidir. Kendisi bir siyasal bilgiler öğrencisi olarak sol gurubun havasını teneffüs etmiştir. Aynca Uğur Mumcu ve Doğu Perinçek’le ilgili bir hatırasını da aktarmaktadır. Bu bilgilerin aktarmasının sebebiniyse 60’11 yılların nasıl bir dokuya sahip olduğunu ve Türkiye’nin hangi durumlardan geçtiğini kendi üzerinden anlatmıştır.

“Düşündüklerimin bir kıymet-i hâriciyesi olarak; Türkiye’de Müslümanların tuzağa düşmek diye bir dertleri, endişeleri olmadı” ve Türkiye bir yere geldiyse bunun tek nedeni olarak Müslümanların ve sosyalistlerin(komünistlerin) başından geçen vakıalar hasebiyle gelmiştir diyor ismet Özel. Bunu zamanla sosyalistlerle selâmlaşıp ömrünün ikinci yansındaysa Müslümanlarla selâmlaşıp ve onların bulunduğu havayı soluyan biri olarak bildiriyor.

Yazılan uzun önsöz Henry Sen Neden Buradasın’a yönelik sorunun cevabı olarak anlaşılabilir. Henry sen eğer buradaysan o zaman bu anlatılanlan bilmek hakkındır. Bilmeden olmaz. Bu yüzden bilmen önemlidir. Şimdiye kadar Türkiye’de yapılanlar ve neler yapıldığını da bilme zorunluluğun var. Bu da geçmişi bilmekle olur ancak ve ancak.

“Evet, yalnız ben değil, her bir insan dahi tıpkı benim gibi bir muamma olarak doğar ve bir bilmece olarak ölür”

Durmak ve düşünmek bağlamında yaptığımız tefekkür bizim ileriye dönük beslediğimiz amaçlarımızı belirler. İsmet Özel iman ve küfür tanımlarını açıklarken imanın “bir öz bir içerik bir muhteva” içermesi gerektiğini söylüyor. Ve bunun korunması için de imanın bir kalıbın bir zarfın olması gerektiği üzerinde duruyor. Bu zarfı ve kalıbı da sadece İslam’da bulabiliriz. “Islamla hangi derecede irtibatlandırılmışsak imanın tecellesine o kadar muttaki oluruz”

Özel’in özellikle tarih hakkında inatla sürdüğü bir gerçek var ki bu da İsmet Özel’in tarihe verdiği önemin ne kadar çok olduğunu gösterir. Asıl mesele şudur: niçin tarihsiz bir dünya hayatı insanlık için bir zehirdir!

Tarih neden önemlidir!

ismet Özel için bu bilgi ve birikimin herkeste olması gerekir ve önemli bir bilgidir bu. Çünkü insanın bir şahsiyet kazanması açısından tarihini bilmesi şarttır. istikametimiz mevcudiyetimizi ele verir” nerde olduğumuzu nerden geldiğimizi bilmezsek nereye gideceğimizi hiçbir zaman bilemeyeceğiz, istikametimizi bir kalıpta dondurulmuş olarak değil o dondurulacak kalıba girme istikametini gösterebildiğimiz kadar canlıyız.

Henry Sen Neden Buradasın 2

Bir nedeni sorgulayış biçimi olarak “Henry Sen Neden Buradasın” isimli ilk kitabında Özel kendi hakkındaki düşünülen şeyleri cerh etmeye ve kendi hakkında ortaya atılan bazı savları çürütüp ortadan kaldırmak için kaleme almıştı. Kitap bir nevi bir iç döküş bir intizar gibi okuyucuya sunulmuştu. Kitap aslında Özel’in kendi üzerinden hareketle bir ‘Toplumsal mesaj” kaygısı güden bir eserdi. Bu yüzden de devamı beklenilen bir kitaptı.

”istikametimiz mevcudiyetimizi ele verir” nerde olduğumuzu nerden geldiğimizi bilmezsek nereye  gideceğimizi hiçbir zaman bilemeyeceğiz, istikametimizi bir kalıpta dondurulmuş olarak değil o dondurulacak kalıba girme istikametini gösterebildiğimiz kadar canlıyız.

Kitapta vurgusu yapılan en önemli konulardan biri de tarihti. Tarih Özel’in tabiriyle ‘’istikametimiz mevcudiyetimizi ele verir” bu yüzden önemlidir. İstikameti bilmek ve anlamak için geçmişe ve geleceğe aynı karede karşılaştırmalı olarak ele alınması gerekmektedir.

Henry Sen Neden Buradasın 2 kitabında Özel başlangıç yazısında4’hayret” kavramı üzerine yoğunlaşarak bu kavram üzerinde kendi fikirlerini özel bir biçimde dillendirmiştir. Bu hayretin bilgelik üzerine şekillendiğini ve “Hayret edeni alıklığa düşmekten ne kurtarır?” sorusuna cevaben: Tercih. Akıllı adam diye neyin hayrete şayan olduğunu seçebilen kişiye diyeceğiz.” Hayret üzerine neyin hayret olduğun ve bu hayretin kimde en iyi durduğunu da belirtmiştir. “Tuttuğumuz taraf akıllı adamın tarafı olunca, neyin hayreti mucip olduğunu keşfedebiliriz. Bu keşfimiz şikâyetlerimizden ne yapıp da kurtulacağımızın formülünü beraberinde getirir.”

Hayret makamı büyük bir makamdır. Bu makamda insan gördüğü eşyanın hakikatini anlama yolcusudur. Hayret etmeyen bilemez. Bilemeyen öğrenemez, öğrenemeyen eşrefi mahlûkat nedir’i anlayamaz. Hayret anlama ve bilme için en önemli aşamadır. Özel bu hayret kavramı üzerine yoğunlaşırken bunun nasıl olması gerektiğine yoğunlaşarak bir harita çıkarır ve olması gerekeni bildirir.

Hiçbir şey olmayabileceği halde niçin bir şey var?

Modernlik üzerine bir düşünceye girilecekse Leibniz’in bu sözü ilk vurgulu söz olarak anlamlandınlabilir. Modem insan nedir. Neyi açıklar modem insan. Neye göre modemdir insan. Neyin modernidir insan, insana neden modern ve yobaz kavramları ile ilgili bir tanımlama getirilmiştir, (bknz Süleyman Çobanoğlu: yobazlığa övgü)

Özel Modern insan tanımlaması üzerine Leibniz’in düşüncelerini açıklarken ” sorduğu soru üzerine cevaplar vermekle ilerletir düşüncesini. Somlar sorar ve sorduğu somlar arasında cevaplarını ” kulluk” kavramı üzerinde şekillendirir.

Kulluk nedir? Gereklilikleri nelerdir?

Özel’in cevabını aradığı diğer bir somnun cevabı da budur. Bu som üzerine düşünceler üretir ve açıklamalarda bulunur. Kulluğun mükellefiyeti de beraberinde neleri getirdiğini ve kul olanın hangi bilinçte olması gerekliliği üzerine fikirlerini bildirir:

mükellefiyederi adına titizlik gösteren insan hem kendi içindeki değişimler ve hem de ilişkide bulunduğu ortamla bağlantıları dolayısıyla ayrıntılardaki en ince farkları dikkate alarak yaşar. Bunun bir adı da tevekküldür.Kitap genel olarak kavramlar üzerinden hareketle giden bir devam niteliğinde. Kitabı tam anlamak için kitabın birinci bölümünü okumak gerekir.

Bir Yusuf ‘un Mesnevisi

İsmet Özel denildiği zaman durmak lazım. Bir Yusuf Masalı ismiyle yayınladığı eserini artık bilmeyen yoktur. İsmet Özel yazdığı eseri divan edebiyatının gül kokan eserlerini hatırlatan devasa bir eser. Bölümlerden bunu anlayabiliriz. Münacat/Naat/sebeb-i teli^dibace…;

”Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylâk büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı.”

Şiiriyle başlıyor ve aynı sıklıkla devam ediyor kitap. Saflan sıkı tutulmuş her bir şiir insanda değişik hisler uyandırıyor. Çok sesliliği ve sert rüzgârları üzerimizde hissediyomz kitabı okurken. Bu kitap bir fırtınanın, bir dumşun, bir çığlığın yankısı olup yayılıyor beynimizde ve kalbimizde, iyi ki okumuşuz diye söylüyorum bunu. Okurken titremişiz, yıkılmışız, düşmüşüz, kalmışız ve durmuşuz. Ağlamışsak da bu masalı ellerimize tutuşturan şaire selam etmişiz.

”Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar! fallan grafiklerde baklanlar, siz de işitin! külden martı doğuran odalıklar ve kahyalar...”

Bir söyleşisinde ” Size ben şimdi şiir merkezli ne söyleyeceğimi tam olarak seçmiş değilim. Beş senedir şiirle ilgili dersler veriyorum ve bu konuda çok laf söylüyorum. Ama hu her gün biraz daha benim açımdan netlik, sarahat kazanıyor ki, şiirler yaşadığımız dünya arasında birebir bir bağ var.” Diyerek kalbimize sağ cenahtan sahici bağlar kuruyor hayatla gerçek arasında. Bir şair olanı mı söyler, ismet Özel bu soruya kendisi cevap veriyor evet, işte Bir Yusuf Masalı bunu tetikleyerek gerekçeleriyle sunuyor eserini.

“Ben hem kendi kuşağımın hem benden sonra şiire emek veren insanların, benim okumadan edemeyeceğim, cebimde taşıyacağım şeyler yazmasını hep ümit ettim. Buna niye ulaşamadığımı üzülerek soruyorum kendime. Bütün gayretim de başkaları için bunu yapabilmek. Tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyduğum metin üretebilmek. Bir Yusuf Masalı böyle bir şey ise eğer, amacına ermiş demektir”

Amacına ulaşmış bir kitap olarak karşımızda duran efsane bir kitaptır Bir Yusuf Masalı. Cebimizde, kalbimizde, sızımızda, çantamızda, aklımızda yer edinecek şiirlerle dolu. Bu fikirde olan ve unutulmayacak şiirler yazmayı amaçlayan şairler çoktur ama bunu başaran ise çok azdır, ismet Özel bu azlıkta çokça şiir söyleyen bir şairdir.

“sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.

Bir Tavşan Randevusuna Asla Geç Kalmaz

Bu mesel Alice Harikalar Diyarından alınmamıştır. Bizatihi gerçekten söylenmiştir. Tavşan bir randevuya yetişmek için koşar. Bir müddet bekler. Yeleğinin cebinden köstekli saatini çıkarır. Saatine bakar. Geç kaldım. Geç kaldım. Diye telaşlanarak yoluna koşa koşa devam eder. Peki nereye gider bu tavşan. Bir tavşanın randevusu neyledir. Nasıldır.!

” iğneyi kendimize batıracak olursak, uyanacağız ve halen yaşamakta olduğumuz ülkenin bir harikalar ülkesi olduğunu fark edebileceğiz”

Özel bu kitabında bir randevu esnasında dik durmanın ve randevunun neler getirebileceği üzerine ve bu randevunun sonuçları bağlamında Türkiye’nin bir resmini çiziyor. Demokrasi adı altında yapılan ve söylenilen sözlerin ne anlama gelebileceğine dair kısa yazılardan oluşmuş bu kitabı. Kısa ama etkili bir söylem ile okuyucu karşısında dik bir duruş sergileyerek “sizi nasıl kızdırabilirim” sorusunu etkin kılıyor. “sizi nasıl kızdırabilirim” yazısında bu kızdırmayı yapabilmek için düşünceler üreten ve damarına basılacak bir insan bulmak ve bu insan üzerinde liyakat nişanıyla o damarın basılmaya layık olup olmadığı üzerine düşünceler üretiyor. Tavşanın Randevusu’nu benim için özel kılan

”yazdıklarımı okuyup da anlamayanlara ithaf olunur” yazısıdır. Şöyle diyor : “bir yazarın, bir sanatçının, bir düşünürün okurdan anlaşılabilmek için özel çaba istemeye hakkı var mıdır! Elbette ki hayır. Eğer bir yazar anlaşılamadığından yakmıyorsa bu kimse piyasaya elverişli “mal” sunmadığı halde sattıklarına müşteri çıkmayışmdan yakmıyor gibidir. Madem elindekinin satılmasını istiyorsun o halde sattığının niteliğine özen göster. Peki ya bir yazarın anlaşılamadığından başkaları şikâyet ediyorsa buna ne demeli! Hiçbir şey dememeli. Belli ki onlar oradan bir şeylerin anlaşılmasını uygun bulmuyorlar. Duyargalarını o şeyin anlaşılmasına elverişli kılmaya hevesli değiller veya gizliden gizliye anladıkları şeyin ayan oluşundan hoşnut değiller.

Bu güne kadar ismet Özel okurlarının ya da benim sıklıkla karşılaştığım ismet Özel okumalarından bahsedildiği zaman her daim bu söz söylenegelmiştir: ismet Ozel’i anlayamıyorum. Yazdıklarını anlayamıyorum. Ne söyledi tam anlam veremedim… Gibi bir sürü söz ile karşılaştım. Özel bu kitabında yazdıklarının okuyucunun neden anlamadığına bir yorum getirip “bir metnin anlaşılması da o metni anlamak üzere hazırlanmış zihni çerçeveyi ve özel olarak o anlayışa ayarlanmış duyargalan gerektirir” demiş. Yani meselenin yazılanlarda değil de yazılanları okuyan duyargalarda-gözde, zihinde- olduğunu gösteriyor.

Özel’i anlamak için onun bir kitabını, bir eserini okumak yetmez. Geçirdiği fikri evreleri iyi bilip iyi okumak lazım, ismet Özel kendini hemen tükettirmeyen bir yazar/şairdir. Yazdıkları ve işledikleriyle aykın bir duruş sergilese de onun söyledikleri gerçeğin başka bir halidir.

Tavşanın Randevusu ismet Özel’in en sade yazılarından oluşmuş bir kitap. Bir dönem gazetelerde yazdığı yazıların bir derlemesi niteliğinde. Her yazıyı destekleyen bir fıkra ya da hikâye ismet Özel’in yazı üslubunda pek alışkın olmadığımız bir taraf. Ama ömeklemler açıklaması ve misalleri çoğaltması biraz da okuyucuyu düşündüğünün göstergesi.

Kitapta okuyucuyu iğneleyici bir tahrir sunmuş Özel. Elindeki kalemi bir nevi iğne gibi kullanarak okuyucu rahatsız etmek için, dürtmek için elinden geleni yapmış. Sizi nasıl kızdırabilirim yazısı bunun ispatı. Akabinde gelen karamsarlığa övgü, iyi bir akşam yemeği olarak övgü yazılarında ise genel manada insanın-ilkin kendinin- neden karamsar olduğuna ve olması gerektiğine dair sözleriyle ” Mü’min niçin ye’se kapılmaz” yazısıyla da bu bab’ı sonlandırıyor.

İsmet Özel’i anlamayanlara söz

Her düşünür ya da yazar yaşadığı dönem içinde anlaşılamamıştır. Anlaşılamama nedenlerinden biri de bir sonraki dönemi anlattığı içindir belki de. Belki de kullandığı jargon bizlerin seviyesinden daha üstün olduğu için anlaşılamıyordu. Yazarın ve ya düşünürün anlaşılamama kaygısı olmuştur genelde. Ama ismet Özel bunu kaygının sorunun asıl nedeni olarak okuyucunun sorunu olduğunu dillendirmiştir. Yazar/düşünür kendi sözünü söyler ve çekilir. Bu bir kaçış değildir, insanların onu/onları nasıl anlamlandırdığını izler,

Özel günümüzdeki en iyi şairlerdendir. Bu bir gerçek. Yazılarıyla bir döneme yol göstermiş, düşüncenin çıkmazında aklının pusulasını kaybeden kalp devamlı yanlış yönleri gösterir. Özel bu göstergeyi hakikate, gerçeğe çevirmeye çalışmıştır. Onu anlamak için belki bir sonraki nesli/zamanı/dönemi beklemek lazım belki de. O zaman belki her şey için de çok geç olabilir. Anlamadık diye kendini üzebilir insan.

Taşlan Yemek Yasak

Bu söz bir lokantanın duvarında yazılsaydı keşke denilebilecek kadar dikkat çekici, akıl alıcı, göz renklendirici bir isim olarak ismet Özel kitaplan arasında yerini almış bir kitap. Kitabın isminin dikkat çekici olduğu ünlemini yaptıktan sonra asıl önemli olan meseleye gelecek olursa “taşları yemek neden yasak!” peki taş nedir.

Taşlan yemek neden yasak!

“Islami sorumluluklarımızın merkezden muhite yerine getirilmesi inancıyla yazılmış bir metindir elinizdeki kitap. Gücümüzün yettiğinin ötesinde hedefleri önümüze koymadan, ama gücümüzün yettiğini de ifa etmekten geri durmaksızın ve sorumluluklarımızı siyaset şemalarına hapsederek onları ahlaki özlerinden koparmadan görevlerimizi yerine getirebilirsel bundan Allah’ın rızası umulur” (syf 9)

Kitabın yazılış gayesi nedir diye bir soruya karşılık verilebilecek en güzel yanıtı bu paragrafta özetlemiş yazar. Bunda taşlan yemek neden yasak diye bir yargı çıkaracak olursak, hazmı zor olan şeyleri yemek insanda hazımsızlıktan öte sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Bu yüzden yazar bu cümleyi baştan söylemiş ki söyleyeceklerine bir yol olsun. Bunu kuru bir söyleyişle değil bilakis kendi birikimi ve düşünce/tefekkür bağlamında değerlendirip sıkı bir destekle zemine oturtmuştur. İsmet Özel “taşları yemek yasak” demişse bunu evvela bildiğimiz taş olarak algılayıp ardından zihnimize oturmuş, kalbimizi yavaşlatmış —aynı zamanda gereksiz olan- şeylerin bir anlamını da içerir diyebiliriz.

Taşları Yemek Yasak – bunun kuru bir anlam ifade etmediğini belirtmiştik. “İslam doğru düşünmenin yoludur dediğimiz zaman mantikli bir söz etmiş oluyoruz, ama İslam yeni bir düşünme yoldur cümlesinde bir canlılık, bir parıltı, bir bekleyiş var”(syf 11) asıl meseleye girecek olursak bu cümle gibisi yok.

Her taş insanda bir ağıtlık yapar, ihtiyaç fazlasını kendine yükleyen kişi elbette bir süre sonra çöker. Çatırdayan beyni ve yorulan bedeniyle artık o mezata çıkmış haliyle yaşayan bir ölüdür. Ölüm öyle kolay değil onun için. Yaşayıp sürünerek yavaşça ölen öldükçe kendi öz benliğine ait değerleri günden güne kaybeden bir insan haline gelir, işte Özel ”Taşları yemek yasak” diyorsa bunu öyle kuru bir cümle halinde söylemiyor.

Eğer bizi kuşatan yaşama şartlarının meşru olduğunu kabul edecek olursak ki kendimizi kâfirlerden ayıracak özelliklerimizi kaybedeceğiz. ”(syf 12) Bu bir kâhin sözü gibi değil lâkin gidişatın mazur olduğu yolda göz önüne gelen kilometre taşlan bunun bir göstergesi olabilir.

Taşların yemesinin yasak olması ve insan aklının neredeliği

Aklın yaşta değil başta olması gerekliliğini bildiren atalarımız bu akim kullanılması gerektiğine dair bir şeyler söylemiş olsa bile şimdilik aklıma gelmediği için bir şey söylemeyeceğim. Ama asıl akim kullanılmasına dair kendi yargılarımızın kesin yargılar içinde kesin bir doğru olduğunu söyleyemeyiz. Bu yüzden hepimiz biraz ”kendi başımızın çaresine bakmak” deyiminin başkahramanlan olarak bunu kendimize uyaklayabiliriz.

Peki akıl. Akılsa bu aklı başımızdan alan nedir! Neden ısrarcılığımızı hala ”taşlan yemek yasak” yargısının dışına iterek hala o taşı yemeye çalıştırıyoruz, “insanın aklı başında değilse ızdırap çektiği nesnededir, insanın aklını başından alan ızdıraplandır. Dişiniz ağrıdığı sırada yapmanız gereken işe kendinizi veremeyişiniz bundan değil mi! Öyleyse diyebiliriz ki aklımızı başımıza alabilmemiz için önce ızdıraplan dindirmemiz kaçınılmazdır. ” (syf 31)

Son olarak denilebilir ki;
“Eğer Allah’ın emrettiği ve yasakladığı şeylerle ilk karşılaşan insan bunu tabi karşılarsa, akima uygun bulursa bu emir ve nehiylerden hiçbir şey öğrenemez. Ama bazı izleri takip edip bu emir ve nehiylerin nelere tekabül ettiğini öğrenebilirse hakikate varabilir.

İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun.
Öyleyse şunu düşün: insanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir.

Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o «şey» olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sen de olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşlan yemek yasak.” (syf 124)

Surat Asmak Hakkımız
İsmet Özel okumak orucu bozar mı!

“insan olmak ırkçılığın reddedilmesine imkân veren yetkilerle donatılmış olmak demektir” Eşref-i mahlûkat sıfatıyla donatılan insan kendini bilip bu uğurda yürürse “üstün ve şerefli mahlûk” olarak anılabilir. Kendini kaybedip “özdeki insan” tasavvurundan uzak bir yaşantıya giderse — zahir ve batın olarak fark etmez- ”esfele safilin” kadar düşebilir.

Özel “Surat Asmak Hakkımız” kitabında batı karşısında düşünsel bir eylem ile safları(mızı) belirtiyor. Nasıl durmamızı ve bize sunulanın ne olduğunu ruhi ve fiziksel bağlamda çözümlemesini yaparak detaylı olarak sunuyor ve diyor ki “bizler dedelerimizin yanılgılarını devraldık” Müslümanların ruhi olarak hükmen mağlup başlamasının sebebi olarak başlarına musallat olan felaketin başımıza musallat olanın gücüne sahip olmadıklarını sandıkları içindir

Batıkların bize sunduğu fikirleri ve yaşam koşullarını eleştirmeden kabul etmiş olursak bundan sonra başımıza gelecek felaketlere hazırlıklı olmamız gerektiğini ve “batının bir avı” olduğumuzu içimize sindirmemiz gerektiğini belirtmiştir, “surat asmak hakkımız diyoruz ama, bunu eleştiri hakkımızı elde tutabilmek için söylüyoruz” işte kitaba ismini veren cümlenin söylenme nedenini bu paragrafta böylece dile getirebiliriz.

“Müslüman demek değişmez hakikatin Kuran-ı Kerim’de ifade edildiğini bilen kimse demektir” diyor Özel ve bu tanım üzerinden “beşeri durumunu hakikate göre değerlendiren kişi” olarak sürdürüyor söylemini. Hakikate uygun olmayan işlerimiz o zaman bir hüsranla sonuçlanacaktır. Bu iki kere ikinin dört etmesi kadar açıktır.

Kitap genel olarak bir karşı duruş bir eylemsel nitelik taşır. Bu yüzden karşı duruş nasıl oruç bozmuyorsa İsmet Özel okumak da orucu bozmaz. Sağlam temeller üzerinde bir düşünsel duruş olarak kendi yerini ve safını belirginleştiren bir yazar/şair’in söyledikleridir okunan.

*Kaynakça
Bir Masal ismet Ozel’i – Selahattin Yusuf -Şule
Yayınlan/Ilaveler ve Vaat Edilmiş Bir Şiir — İsmet Özel — Şule
Yayınları/Kalın Türk — ismet Özel — Şule Yayınlan/Şiir
Okuma Klavuzu – ismet Özel — Şule Yayınlan/Hemy Sen
Neden Buradasın 1 — ismet Özel — Şule Yayınları/Henry Sen
Neden Buradasın 2 — ismet Özel — Şule Yayınları/Bir Yusuf;
Masalı — İsmet Özel — Şule Yayınları/Tavşanın Randevusu —
İsmet Özel — Şule Yaymları/Taşları Yemek Yasak — ismet Özel
— Şule Yayınları/Surat Asmak Hakkımız — ismet Özel — Şule Yayınları

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Yazılar

Güncel Hava Durumu

Ankara
açık
21.8 ° C
22.4 °
21.8 °
65%
0.5m/s
0%
Sal
28 °
Çar
28 °
Per
30 °
Cum
29 °
Cts
30 °

Güncel Döviz Kurları

TRY - Türk Lirası
EUR
37,251
USD
34,256
GBP
44,715
JPY
0,229

Yolcu Potreler

YolcuDergisi Sayi 109 Portre | İsa ARAR

Portre | İSA ARAR

YolcuDergisi Sayi 102 Portre | Marilyn BUCK

Portre | MARILYN BUCK

YolcuDergisi Sayi 103 Portre | ALIYA

Portre | ALIYA

YolcuDergisi Sayi 104 Portre | Teoman DURAL

Portre | TEOMAN DURALI

YolcuDergisi Sayi 108 Portre | Fetva TUKAN

Portre | FETVA TUKAN

Yolcu Seyir Defteri

Seyir Defteri: 109

Seyir Defteri: Söz 2

Seyir Defteri: Söz 3

Seyir Defteri: Söz 4

Seyir Defteri: Söz 5

Heybe & İstikamet