Anası ölen bütün çocukları ve dostlarımızı selamlayarak başlayalım:
Ankaralı dostumuz Furkan Çalışkan: ‘Parayla 3-4 tane yolcuyu alıp Cafe, Çay evleri ve kampüse bırakıyorum ki özgürlük adalet ve erdem herkesin yüreğine konuk olsun” diyor. Ve Yusuf İslam’ın bir şiirini eklemiş. Rabbim utandırmasın ve adımlarımızı sabit kılsın. Seni seviyoruz.
Kayseri’den Servet Toprak, o güzel mektubun sağ selim elimize ulaştı: Çiçeklerimize kalbimize ve bize gelen. Deneme tadında mektubunuzu ve iki şiirinizden “Tut ki” olanını birkaç kez okudum. Sadece sizin değil güzel olan herşeyi yaşam biçiminin gereği; okuyorum. Dergiye uğradığımda heybede bulunan mektupları önce okurum. Heybe dolunca eve getirip orda tekrar bakarım. Sürekli yollarda oluşumdan otobüslerde kitap arası olarak okurum. Bir de heybeyi yazıyorken tekrar okurum. Şu anda bir ilçede yatılı bir okulun yatakhanesinde boş ranzanın birinin üzerinde bağdaş kurmuş okumaktayım. Mektupları yanımda hiç unutmadan taşımama rağmen dergiye vereceğim yazıyı 350 km uzaklıktaki Samsun’da unuttum. Bu yüzden korkmayın kendimi unutur, fakat mektuplarınızı unutmam. Senin için duamız: “Allah’ım bu deli kızı yolcudan ayırma” (Amin). Samsun’dan Havva Çakır, “Bildim Seni” adlı şiirin için bir şiir damarı var. Okumaya ve yazmaya devam ama mutlaka şiiri ciddiye al. Aslında her iş için geçerli bu. Selamlar. Eğilmeden bükülmeden binlerinden aferin almak için soytarılık yapmadan diyor ya Kırıkkale’den Ç. Şahin dostumuz. Yılmadan ve ümitlerimizi kaybetmeden sürekli çoğalarak yenileyerek ve bir şeyler katarak yürümeliyiz. Piyasaya bakarsak müthiş bir bıkkınlık var, yenilmişlik var. Ama herkes kendi işi hariç, sürekli ötekini konuşarak ahkam kesiyor. Böyle olmaz ki… Tanık. Hükümsüz rüya, ve yeryüzünün tüm kelebeklerine bir de afgan çocuklarına adadığınız bir şiiriniz hakkında eksi olarak söyleyeceğim, hüküm cümlelerinden kaçınmanız tarife gerek yok. İmge ve ima olarak kalsın dizeleriniz. Diyorsun ki… “Şimdi bekliyorum/en olmadık zamanda ortaya çıksanız birden/biz buradayız deyip bu oyunu bitirseniz/kimseyi üzmeseniz ve üzmese kimse sizi /Ama bildiğim bir şey var/ Siz şimdi toprak kokarsınız burcu burcu / ellerinizde bir hayalin yanar döner halleri /bir çiçeğin kokusu dudaklarınızda / biliyorum gelmeyeceksiniz Hayat bir oyun değildi / İyi anladı bunu sahiden ölenler/ Vuruldular ve düştüler.” Yeni çalışmalarını bekliyoruz. Yüreğini ferah tut. Metrjs’den Muhittin Fırıncı kardeş; büyük zarfında Siperden Notlar adlı elle yazılmış derginiz çıktı. Teşekkürler ederiz. Yüreğinize sağlık arkadaşlara gönül dolusu selamlar. Dergin yolda… Kayseri şafak ofsetten İbrahim Şahin kardeş dost meclisinde şiirlerini okuduk. Şiirlerini nesir halinde yazsak, ancak dergiye yerleştirilebilir. Dostum çok uzun yazmışsın. Denemelerin varsa onları da bekliyoruz. Selamlar. Göngören/lst.’dan Selma Sarıpınar, hakkımız yok ki varsa helal olsun gönlünü ferah tut. Adıyamanlı güzel dostumuz Osman Sevim:… Nedir senin bu dergiden çektiğin bir türlü kavuşamıyoruz. Bir de arkadaşlarınızın dergisi geliyorsa… Abim postacıyla bir meselen yoktur inşallah. Yoksa Muhammed kardeşim derginizi anında gönderiyor. Tekrar bakalım. Adresler düzeltildi. Bizde güllerinize karşılık yüreğimizi postalıyoruz dostlara selamlar. Duruşunuz duruşumuzdur, sesiniz sesimizdir, çığlığınız çiğliğimizdir deyip bizi yüreğimizden tutan dostumuz M. Beşir Toprak içinde bulunduğumuz üç aylarımızı kutlayarak, güller göndermiş, bahar açsın yüreklerinizde. Allah’a emanet ediyorum sizi… Kırşehir Eğitim Fakültesinden Züde Karaduman: Yol yalnızca yola çıkmadan evvel ve çıkmayanlar için uzundur diyerek başlamış mektubuna ve şöyle diyor şiirinde. “Ben Ankara’yı terkedecek kadar sevdim /Ardıma bakmayacak, sana yanmayacak kadar /Bilmedin… Melankolik işgaller altında / Kırık bir aynaya kırık yüzle bakmaya inat / Sana inat, seni sevmeye inat, geceye inat… yenilerini ekliyoruz deneme yazıyor musun? Selamlar. Bursa’dan Zeynep Baytap… karanlık erken çöküyor sokaklarına şehrin / ne gitmek mümkün/ Ne de gitmek… şiirin başlığını koymamışsın. Sana ve abine selamlar abone yapılmıştır. Muhammed Karaca Bursa’dan şiir gündemin daktiloyla yazsan daha okunur olur herhalde. Okuduğumuz kadar fena değil yenilerini gönder. Selamlar. Adıyaman’dan Metin Eren abimiz gül yüzlü mektubuyla bizi yalnız bırakmamış. Gönlüne bereket dostum. Güzellikler dileriz. Senin ve tüm kardeşlerimiz için. Koğuşa selam ederiz. Şiirin sırada. Kahramanmaraş Sesi Gazetesi’ndeki köşesinde her sayımızı tanıtarak eleştirilerini ileten dostumuz Ali Büyükçapar, saygı ve sevgiler bizden.
Dostlarım e-mailleriniz mektupları solladı bu sayıda. Ferhat için iyi bir durum. Ben konuşmasam daha iyi ama şunu söyleyeyim. Aylardır daktilo sesi gelmiyor dergiden. Allah sonumuzu hayırlı eylesin. Kıyamet bu… Daktilo olmazsa bir araya da gelemiyor insanlar. Zavallı Muhammed dergide bekliyor yalnız başına. Nevzat Cibran Cafe diye bir yer açtı… O öyle kayıp. İzzet Zonguldak’ta, Hüseyin Ankara’da, Varol Ladik de soğuktan büzüşmüş… hareket yok. Ne kaldı geriye sürekli sigara yiyen, olmadı saçını yolan Aristodan girip Niçeden çıkan filozof (Ferhat’ın dünyadaki konuşma hakkını da kullanan) Mustafa abimiz. Evliya Çelebi rolünde arasıra Samsun’a yolu düşen ben, ve Ferhat, Sağolsun gönüldaşlarımız uğruyor da dergi şenleniyor. Ferhat masa başında oturur bir şeyler karalar, konuşmayla alakası olmadığı için… Telefon gelirse yandık. Dünyanın en pişman “evet”ini kullanır… arkasından beş Hım ile bitirir konuşmasını. Dünyayla en en ufak bir bağlantısı yoktur. Internet bağlantısı hariç. Dergiler mektepti eskiden. Yine öyle olmalı… Böyle işte, dumanlı bir Karadeniz şehrinden mütevazi dergi manzaraları… Tuba Çetin anlatı tadında güzel bir şiir göndermiş. Yazıların çokluğu nedeniyle gelecek sayılar için ayrılıyor bir kısmı. Dostlarımız ürün göndermeye devam etsinler ki en iyiye ulaşalım. Kahta/Adıyaman’dan Hikmet Kızıl, bir kamyon selamınıza kucak dolusu sevgilerimizi gönderiyoruz. Eksik olmayın. Safiye Ertaş şiirini ben beğendim ama Mustafa abi dedi ki deneme olarak yazılsa güzel olurdu. Anamur’dan mektup dostumuz Fatih Demir yolcuyu basılmış bir mektup kabul edip, karşılık vermiş. Eyvallah Fatih’çiğim inan dergiye gidince yeni mektup var bizim Fatih’den dedi Muhammed, ben de uzun zamandır yazmadı dedim. Yanılıyor muyum? Bir de Ercan Ertanç’dan “Beklenen avuntular” adında bir deneme okuduğum kadarıyla güzel. Selamlar. Sevgiyle kalın.
İstanbul’dan Mehmet Yıldız: Denemeniz biraz daha işçilik istiyor. Şahin Bilir’in Merhaba Limanı da öyle. Selamlar. Kamyon Sırtında yazın çok arabesk, İbrahim Şaşmaz kardeşim. Çok oku az yaz. Selamlar. Bu sayıda çokça şiir gelmiş. Gelecek sayıya bıraktığımız iyi şiir ve yazılar da var. Şiirleri gelenler: Metin Eren, Mehmet Yüzücü, Hamid S. Hotar, Mustafa Yılmaz, Adnan Adıgüzel, Hakan Çandır, Hamza Çelenk, Abdullah Eren, Volkan Karahan, Fatma H.Can, Tuğrul Kabacıoğlu, Tuba Çetin, Mehmet Kuru, Derya Deniz, Vedat Kazan, Fatma Esti, Tahir Öztürk,M.Nihat Ağacıkoğlu, Muhammed Karaca, Ümit Demir, Murat Turgut, Hanife Doydu… Denemeleri gelenler: Ayşe Bilgen, Rümeysa Küçük, Handan Nurdağ, Gül Yüksel, Fatma H. Can, Derya Tokmak, Ayşe Coşkun, Hikmet Kızıl, Akif Çelik… yazılarınız gelecek sayılar için yayın kuruluna verilmiş, koruma altına alınmıştır. Hepiniz eylemde kalın… duamız yoksullar ve mazlumlar için. Selam ile.
Göndermeler :
- Kum yazılan, Ay Vakti ve Yitik Düşler Alnında üç defa öptüm, eşim şahit.
- Alaaddin Özdenören abimize de geçmiş olsun diyoruz. Mavera talebesi olarak.
- Cezmi Ersöz’ün: Lemandaki “Şimdi sen nereye gitsen, Afganlı küçük bir kız çocuğusun” yazısını kestim önüme gelene okuttum. Helal Olsun.
- Samsun’a yakın bir bölgede kaza geçiren Mazlum-Der genel başkanı Yılmaz Ensaroğlu abimize ve diğer yaralılara da geçmiş olsun diyoruz.
- Ayriyeten dergimizin dizgisinde yardımlarını esirgemeyen her nazımızı çeken Şengül ÖNER ve son düzeltiler için Berrin UZUN’a teşekkür ederiz.
- Dostumuz Ahmet Boylu ve Halime Kardeşimiz akitleştiler, inşallah akitleri daim olur. Güzellikler sizinle olsun.











