Ana Sayfa Yürüyüş Seyir Defteri Meseleye Notlar XXI

Meseleye Notlar XXI

ŞEHRİN KIRIK KANATLARI
Önce Sesler Çığlıklar Hıçkırıklar Öldü. Karanlıktı.Toz bulutu Ateş yalımına çöktü.Gökyüzü bilmediğim bir dilden konuşuyordu. Kekeledi ilkin.Söz ağzında kırık bir fay kabuğu gibi sendeledi. Ne kadar dağınık bir cümle bu dedim içimden. Ne kadar anlamından uzak.Toparlamaya çalıştıkça eridi gitti. Böyle kaybetti kendini şehir. Maraş dediler kimdir diyene. Şimdi deli divane.

 1. Evvel zaman içinde insan. Dünyaya düşmeden az önce. Geldiği
yere son bir kez baktı ve yutkundu. O andan sonra, içinde tuttuğu
ne varsa hıçkırığa dönüştü.
Şimdi ne vakit olmaz işlere bulaşsa o hıçkırık peşini bırakmaz oldu.

 2. Maraş’taydım. Soğuğun insanları yuttuğu bir gece vakti girdim
şehre. Gözüme ilk çarpan binanın ortadan ikiye ayrılması
görüntüsüydü. İçimden şöyle geçirdim: Şehrin kanatları kırılmış.
Isınmak için yaktıkları ateşlerin etrafında öbek öbek toplanmış
insanların nefesleri kar kokusuna karışıyor.
Göçmüş onlarca binanın yanında parçalanmış ama ayakta kalan apartmanların ürkütücü görüntüsü… Ateşlerin gökyüzünü sardığı,
dumanın havadaki pusa eşlik ettiği serencam. Şairlerin kentinde kırık mısralarla kekelediğim bir beyit bu. Genzim yanıyor sesim titriyor. Birkaç saat önce şehri sarsan uğultudan geriye on binlerce inleme kalmış.
Elbistan: Günbatımı. Hüzün ve irkilme.

 3. “Bir fotoğraf nasıl susar?” Koltuğunun altında çay paketi, başında mavi bir kapüşon, dağılmış uzun beyaz sakallarıyla kalabalıkların arasında yürüyen ihtiyar bir hüzün. Ahmet Dede: -Dede ne istersin dedim.
-Yumuşak bir şey var mı, dedi. -Hurma?
-Allah sana cennet taaamı nasip etsin, dedi.
Üstüne mustaz’af bakışı sinmiş duadan daha güzel nedir ki?
Ahir zaman içinde Pirimiz Ahmet Dede oldu Maraş’ta. Artık bir konteyneri var. İçine gireceği uyku tutumu tedarik edildi. Yeni mekanına elektrik çekildi. Isıtıcısı takıldı. Asası ile kreatif bir mübarek oldu. Emeği geçenlere içten bir duası nasip olursa ne ala…

 4. “Gözlerin kadar güzel ülke var mı?” Gizem… Kurtarma ekipleri ona bu ismi verdiler.
128 saat sonra… Enkazdan sağ çıkarıldı… 2 Aylık… Babası ve iki
kardeşi hayatını kaybetmiş. Annesi günler sonra kavuştu O’na.
Doğal olarak dedim ki “Allahuekber”

 5. Bugün Küçük Asya. Elinde süpürgeyle etrafı temizledi. Bugün
Küçük Asya. Güzel bir ayıcığı hakketti. Bugün Küçük Asya’nın hüznü
mutluluğa dönüştü. Kahramanmaraş bugün Küçük Asya gibiydi.

 6. Sen gülersen belki yeryüzü susar. An susar, durulur küçük
kıyamet. Gülersen belki küçük atlı bir prens kafdağı’ndan yola çıkar.
Kabuslar son bulur. Zümrüd-ü Anka konar rüyalarımıza.

 7. Kızıl kıyamet bir coğrafyada günler tükettim. İnsan hikayelerinin
peşine düştüm. Paramparça hayatlara dokundum. Umudun eridiği
gözlere bakmaya yeltendim. Her enkazın başında bir sevgiliden
ayrıldım. Acının yırttığı gökyüzüyle sınandım. Cebimde solgun
kelimeler biriktirdim. Bulduğum her karanlığa genzimi yakarcasına
ses verdim. Ruhu yaralı, vicdanı çökmüş bir zamandı; geriye masum
tek şey bıraktı: Deprem.

 8. Amerika Başkanı Wilson’un deyişiyle;
O, Batıyı kasıp kavuran ilk Doğulu fırtına.
Halil Cibran’ı da analım: Adam fısıldadı “Tanrım konuş benimle”
Bir kuş cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı “Tanrım konuş benimle!”
Gökyüzünde bir şimşek çaktı ama adam dinlemedi onu.
Adam etrafına bakındı ve “Tanrım seni görmeme izin ver” dedi.
Bir yıldız parıldadı gökyüzünde, ama adam farkına varmadı.
Ve adam bağırdı
“Tanrım bana bir mucize göster!” Bir bebek doğdu bir yerlerde ama adam bunu bilemedi.
Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı “Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla!”
Bir kelebek aşağı doğru süzüldü ve adama dokundu. Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı ve yürüyüp gitti.

 9. Madem kapak sözümüz İnsana Veda.
Zygmunt Bauman, bu bahse şöyle bir
katkıda bulunuyor: “Dünya, ıskarta insan,
(işsiz) tüketilmiş mal ve eşyanın çöpleri
ile doldu. Modernite için, bir varlık olan
insanın ıskartaya (çöpe) dönüşmesi ile eşyanın çöpe dönüşmesi aynıdır. Atık insanlar hız kesmeden çoğalıp muazzam miktarlara ulaşırken gezegendeki çöp alanları ve atığı geri dönüşüme sokacak araçlar giderek azalmakta.’ Bundan sonra gündemimiz, ‘atık insanların ve insani atıkların tasfiyesi’dir.”

 10. Farkındayız. Epey geciktik. Uzun bir sürü sustuk. Ülkemizin
başında gri bulutlar. Farkındayız yolumuz uzun. Devam edeceğiz.

Exit mobile version