Kendisine yüklenilen misyon açısından insana zor gelen şeyler vardır. Heybeyi yazmanın da böyle bir zorluğu var dostlar. Vezirköprü’den bir teyze telefon ediyor: “ Onsekizinci sayı ne zaman çıkacak torunum” diye soruyor. İki aydır yurt dışındaydım. Sadece heybe kalmış yazılmayan. İşin ucunda beddua almakta var ama ortalıkta mektup namına bir şey görülmüyor. Sadece masanın üstünde yusufiye’den Metin Eren dostumuzun göndermiş olduğu bir koli … Dünyanın en güzel hediyeleri… El emeği göz nuru ince işçilik ürünü …. Abim ellerin dert görmesin. Yolcu ekibi uçuyor. Nevzat; Trabzon’un en zarif delikanlısı A.Baki Akyüz’ün yapmış olduğu duvarda asılı heybeyi gösteriyor. Ağzına kadar mektup dolu diyor. Bir an önce demir alsak yeridir. Vira bismillah dedik yol aldık.Dünyada olup bitene gözümüzü dört açarak merhaba diyelim tüm insanlara. Yaptığımız işler farklı olsa da acılarımız aynı sevinçlerimiz aynı diyen Melike S. dostumuza katılarak başlayalım heybemize.
Maraş’tan kadim dostumuz Cafer Keklikçi tashihlerden yakınıyor üstelik şiirlerde olmasının vehametine işaret ederek. Bu konuda yeni dönemde daha titiz olunacağının bilinmesini isteriz dostum. Mektup konusunda söylediklerin el hak yüzde yüz doğrudur, işte şuraya yazıyor ve cümle yolcu okurlarına duyuruyorum. “MEKTUPLAŞALIM”. Bir de editörün saçlarını yoluşu ne menem şey diyorsun. Adem özbay’ın Ay Vakti’nde bahsettiği dergi diktatörlerinden bizde olmadığından editörün oyu azınlıkta kaldığında saldırılan saçlar, tırnak ve tütündür de ondan. Herkes gördüğü hataları ve güzellikleri yazıyor ve söylüyor. Heybe de bunları haddi olmayarak değerlendiriyor. Akıl verme ve yol göstermekten çok yolcu yola bakıyor. Ve yolda olmamız gerektiğini söylüyoruz birbirimize. Bu anlamda bulunduğumuz yer önemli ama asıl önemli olan hareket ettiğimiz yöndür. Bilgeliği, akılsız kişi buldum zanneder, bilge kişi ise onu sürekli arar. Arayan bulabilir . ismihan Şimşek; yüreğimi kaybettim hiçbir şey yazamıyorum ama bunun farkındayım bu da bir adım diyor. Adımlarını sıklaştır o zaman ve yüreğini bulmadan bu iş olmaz unutma. Metris’ten M. Fırıncı kardeşimiz şiirleriyle birlikte içten sımsıcak bir de mektup göndermiş, bilmukabele dostum. Burada şiirden açılmışken söz bir şey söyleyeyim haddim olmadan: Şiir dilin en uç noktasıdır. Şairin malzemesi söz/cüktür. Şair bunu ustaca kullanır. Titiz işçiliktir sabır ister. Ustaları da ihmal etmemek gerekir. ..
Uşak Cezaevi’nden A. Utanç: …aldırma zamanın karakışına / ağlama yavrum bahar gelecek / umudu yanıma alıp gelirim … diyor. Umudumuzu yitirmeyelim kardeş, bütün mesele bu. Koğuşa selam. Kayseri’de; radyoda yolcu proğramı yapan Servet Toprak eski sayıları istiyor. Denemelerini gönder yolcun yolda, yüreğine sarıl ve sabırla bekle… Giresundan şair dostumuz Nuri Peksöz: aynı sihirli elmadan tadan bütün sevgi yolcularına sunulmak üzere şiirlerini göndermiş sağolsun. Nuriciğim ritim ve uyak konusunda iki şeyi hatırlatmama izin ver. Ritim: şiirde dizelerin asıl gücüdür. Tınısı olan her hangi bir şeyle, bir sesle doğar . Dalgaların sesinde yakaladığın o’dur işte. Uyakta ise tekrar düşünme amacı vardır. Düşünmeyi formüle etme belki. Bütün bunların ışığında şiirini yeniden yapılandır. Selamlar. Elazığ’dan Nida Kılıçoğlu yüreğindeki acemi heyecandan bir tutam sunmuş bize, eyvallah. Dil ve üslup iyi ancak kurgu zayıf görünüyor. Usta öykücüleri okumaya devam. Yeni ürünler bekliyoruz. Bodrumdan Nesibe Orman: narin bir yüreğin kıpırdanışını yüreğiyle duyamadıktan sonra insan, sözlerinin içine, ta içine bakamadıktan sonra, kimselerin yüreğinin yangınını (elleri yansa da çekmeyen dostlarla) söndüremedikten sonra neye yarar diye başlayan mektubunu aynı güzellikte devam ettirmiş. Teşekkür ederiz. Güzel bakan güzel görür, ürünlerini bekliyoruz, içerden ve içten sevgileriyle gönül soframıza misafir olmuş Osman Sevim abimiz, yazın yayımda, özün gür olsun. Selamlar. Adıyaman E’den yüreğini yüreğimize emanet edecek kadar dost Vahdettin Edebali, selamını yerlerine ilettim. Bizden de dostlara selam. Adıyaman Kapalı’dan gönlü açık dostumuz M.Beşir Toprak …ama inan sevgili seni bir Mescid-i Aksa, bir Mescid-i Haram bir Beyrut’u sevdiğim kadar sevdim. Yasaklı bir kentin etrafı telörgülerle donatılmış yüreğimde, zindan duvarlarını çıtlattıran bir kuşluk vaktinde sözlerin asude bir tesellidir geleceğe dair… diyor. Daha özgür mekanlarda görüşmek dileğiyle biteriyor. inşallah diyoruz.
Eyüp’ten Kübra Uyanmış ve Sibel Temel kendi ürünlerinizi de bekliyoruz selamlar.
Ist./Gaziosmanpaşa’dan Dilek Arıca bütün okurların dostluğu benimki gibiyse size bir şey olmaz diyor. Hoş bir şada bırakmak gerisi yalan. Dostlar sağolsun. Sen sağol. Trabzon’dan Zerrin (bu imza bana tanıdık geldi ya) yeni ürünlerini bekliyoruz. Anamur’dan Kezban bacı, deneme ve mektubunu aldık. Denemen için henüz erken, her şeyi sen anlatma, ima et. Sabırlı okumalara devam.
G.Serter,M.Şah Erincik, Fatma H.Can , M. Işık, M. Karaca, D. Güner, A. Dağkılıç, M. İkbal Bakırcı, V. Kazan, A. Eren, A.örnek, H.Arslan, A. Adıyan, M. Fırıncı, A. Duran, H. Seher Çevik şiirleriniz değerlendirmeye alındı. İnşallah gelecek sayılara…
Selam ile…
Notlar:
1. Dergimizin dert babası, Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Öner’in babası hakka yürüdü. Mekanı cennet olsun.
2. Sevgili İzzet Ovalı’nın Buket, Sanal Editör Ferhat Kalender’in Bilgesu ve dostumuz Sinan’ın Azize’si yeni geldiler dünyaya. Demek ki halen ümit var. Ayrıca oğul babalarına duyurulur.
3. Üç iyi haber daha . MalatyalI dostlarımız Sevgi ve Ali Aslan çiftini evlilikleri nedeniyle tebrik ederiz. Kubilay Erkan Yazıcı, Umut Özçelik ve sevgili eşlerini de tebrik eder her iki aileye esenlikler dileriz.
4. Pencar Aslanı A. Şah Mesut Rabbine yürüdü. Hiç yumuşak bir yatak görmemişti sırtı. Mekanı cennet olsun
