Selam olsun; Çokça yalan, çokça ihanet kokan dünyaya inat, filizlenen bahara. Kalbini kurda kuşa yem etmeyen insanlığa. İçimizde pırıl pırıl filizlenen umutlara. Direnişlere.
Dostlara selam.
Fransız mahkemesine çakal Carlos’un söylediği sözler bugün var olanlara ne kadarda uygun: “Sizler beni yargılama hakkına sahip değilsiniz. Asıl ben sizi sömürdüğünüz, fakir bıraktığınız halklar adına yargılıyorum.
Benim vatanım bütün yeryüzüdür. Kardeşlerimde ezilen, sömürülen halklardır.” Dostlarımız sağ olsunlar ürünlerini göndermişler. Memnun olduk. (Ben yine mektup bekledim, ama olsun, hep bekleyeceğim). Yüreğinize sağlık. Acizane müsadenizle tek tek elimden geldiğince anlamadığım konularda birkaç laf söyleme nezaketsizliğinde bulunayım. “Kırk oku bir yaz”dan yanayım. Dünyada ne kadar usta varsa okumaktan yanayım. “Mutlak Olan’la irtibatı asla kesmeden ümitle oku, oku, oku diyorum, başka bir şey demiyorum.
GÖZDE GÜLŞİN; “yaşam devrilmeye mahkum tek kişilik bir saltanat” ve “kovulduk” adlı yazıların üzerinde biraz daha çalışılması gereken yazılar gibi geldi bana. Şiirlerin; yazılış tarihi itibariyle sıraya koydum.” hiç bitmeyen, sen değildin, işte böyle “son şiirinizi yayınlanması için sıraya koyduk. “Kovulduk” adlı denemenden bir iki cümlen şöyle: “…Öyle bir dönemki tüketmek için üretir ve alırız. Daha sonra almak için tükeniriz. Sınırsız ihtiyaçların döngüsü içerisinde insan doymuştur. Fark ettiği şey ise aradığının bu olmadığı olmuştur. Bozuk burjuvazi ve putlaştırılmış kapital sistem içerisinde tükenmektedir insanlık…”Ustaları oku nasıl yazdıklarına dikkat et. Fazlalılıkları at. Tekrarlardan kaçın.Ürünlerimizdeki Basitlilikleri titiz ve dikkatli okumalarla aşabiliriz.Unutmayalım. Titiz çalışmalarınızı bekliyoruz. Hoşça kalın.
Edirne’den dergimize yazı gönderen Tuba Palabıyık Yavuz; “Hüsn-i Talil UmutVeÖlüm, affetmek” affetmek, adlı yazında şöyle diyorsun. “…Affetmek unutmanın kardeşidir. Unutabilirse insan yaşananları, haksızlıkları, yanlışlıkları ya da kendine yapılan doğru iddialarını o zaman affetmiş demektir. Ama bir insanın tecrübe ettiği bir olayı unutması kalben mümkün olsa da zihnen olanaksızdır… Affetmek insanlık suçudur” diyorsun fakat yazının tamamında anlatmak istediğini tam ortaya koyamıyorsun. Niçin affetmek insanlık suçu olsun, affetmek içten olamaz mı vb sorulara tatmin edici cevaplar yok yazıda. Yazılarında abartı ve fazlalıklar var. Yazının ayakları yere basmalı. Mesela HÜSN-İ TALİL’in ilk bölümü güzel. Yazını tekrar oku, sende göreceksin, basit kalan kısımları. Arabanın doğru sürülmediğini anlamak için ehliyete gerek yok, yolcu olman yeter. Yazıya dikkat kesilin. Kafanı başka noktaya takmışsan arabanın gidişatının (çok keskin bir hareket yoksa ) farkında olmazsınız. Sağlıcakla kalın.
Antalya’dan Nuray Şahin; “Hayat Dediğin Bir Anlık” adlı yazın yer yer güzel, bazı cümle düşüklükleri var. Çokça arabesk kelimeler var. Örneğin:… “Kaderime isyan yağdırıyorum yanlış olduğunu bile bile, onu da şikâyet edebileceğim ne bir yer var ne bir kimse. Hayata soruyorum neden böylesin diye yanıtı veren yok. Gökyüzü sessiz… Neye güvenim var da adım atıyorum yarına var mı ki garantim…” Çok dikkatli okuyalım. Yazmada cimri davranalım. Ben öyle yapıyorum, iyi oluyor, iyi günler diliyorum.
Banu Özbek.Güzel bir yazı.”Kelimelerini kaybeden adam” ve Esra Elönü “Devlet tarafından gizli tutulan annemin ayakları” yayında. Yenilerini dört gözle bekliyoruz. Ankara’dan dostumuz Zekai Günal’ın güzel yazıları gelmiş yine. “Kendini attığın yerden başkası kurtaramaz seni” nefis bir öykü yayınlanması için fırına verildi. Fakat uzun. Dergiye Ömer kardeşim nasıl sığdırır bilmem, iki sayfayı geçmese iyi olur Zekai kardeşim. Mevla yardımcın olsun, iki güzel yazıda Fâtıma Zehra Merinosun ve Rabia Gelincik’in. Dostlar sıraya konuldu yazılarınız. Tazelerini bekliyoruz. Elinize, gönlünüze sağlık. Aynı duygular ESRA ORUÇ’un “SIR”adlı yazısı için. Güzel düşünülmüş bir konu “tanrı öldü”. Yazının bütününe bakıldığında yazı yavan kalmış Ali.kardeşim, iddialı başlığı taşımıyor yazı. Aceleye geldi herhalde, üzerinde biraz daha çalışılmalı bence. Katılır mısın bilmem. Selamlar. Mustafa BİLGÜCÜ; Sevgili editörüm, üç yeni öykü ile merhaba. Umarım dergi okunurluğunuza katkıda bulunurlar. Bu arada daha önce yolladıklarım yayın programına girebildiler mi acaba?Diyorsunuz. Mustafa kardeşim derginin sayfalarına yazılarını sığdıramıyoruz. Çok uzun yazıyorsun, “yedi Dakika”yı çok beğendim, ama sayfaya sığmadı. Ama yine de yürüyüşümüzdesin. En fazla iki, üç dosya sayfası olsun yazıların. Selamlar. İsmail Polat: bir Hallac-ı Mansur yazısı göndermiş. Kendi adıma konuşmak gerekirse beğendim. Yayınlanması için sıraya konulsun dedim. Daha ne diyeyim kardeş yeni yazılarını bekliyoruz. Selami AY kardeş “düşüş” yayında yenileri için gözümüz yolda. Sağlıcakla kal. Ümran Yaka “Hiç’i Beklemek” den bir bölüm alıp bir şeyler söylemek istiyorum. ” …Sadece vurup kendimi yollara yürümek istiyorum… Denizler aşıp vadilerde dolaştı. Bir şehrin en güvenilir yerinin neresi olduğunu merak ederken dünyanın kalbinden buluverdi kendini… Kulaklarını tıkadı ve derin bir sükûnete çekilip yüzyıllık uykuya dalmayı düşledi…” kendini yollara vurmak. Sıkıştığımız dar alanlardan, ideolojik kalıplardan yeryüzünün emin alanlarına yayılmak. Çizilen sınırlara sarılmanın sığlığından kurtulma. Bunu niçin söylüyorum. Şunun için; Verdiğimiz ürünlerde peşinen ideolojik sokuşturmayı ön plana almak veya mesaj aceleciliği, daraltmasın genişliğinizi. Dünya görüşünüze ters şeyler yazın anlamında değil bu. Sezai Karakoç Müslümanım şiir yazıyorum, Müslümanım öykü yazıyorum, Müslüman’ım siyaset yapıyorum diyor. Ama şiiri şiir gibi değil mi? Yeryüzü kadar geniş alanımız var. Gökyüzü kadar ufkumuz niçin olmasın. Ve de sonuna kadar tarafız. Kötülüğe karşıyız, iyiliğin yanında dimdik dururuz. Güneşi bulan, mum ışığından niçin korksun. Bilmem anlaşıldı mı? Bütün bunları niçin söyledim. Ümran bacımın yazısı bana yoğun fikir kitapları okuduğumuz seksenli yıllarda, bizim şiir ve edebiyat dergilerini okuduğumuzu gören arkadaşlarımızın şaşkınlığı aklıma geldi de onun için.
Zehra aydüz “Bir Tutam Avuntu” güzel bir İstanbul öyküsü. Yazmaya devam eline sağlık. Kübra Karadağlı dört şiir, bir öykü gönderdi. Teşekkür ederiz. Müsaadenle birkaç şey söylemek istiyorum. Yabancı adlı öykünde genç bir kızın iç sıkıntılarını anlatırken konuyu birden uç bir ifadeyle sonlandırman, şokta bırakıyor okuyucuyu. Şöyle bitiriyorsun. “…Bugün canının tuhaf bir şekilde sıkılmasını yadırgamaktaydı. Ne olmuştu odaya girmeden önce? annesi ölmüştü. Ama ne vardı ki bunda ?”diyorsun. Bende nasıl yani diyorum. Mesela… “Hiç uç hayalleri olmadı onun, masalları da, duaları da. Hiç kendince gerçekleşmesi imkânsız bir şeyi delicesine istemedi.” Kısmında bitirseydin daha anlamlı olmaz mıydı? Şiirlerinden melek ve yine git şiirini daha çok tuttum. Yazarken kaliteli okumalarımıza devam edelim lütfen. Yeni ürünlerinizi bekliyoruz. Esen kalın. Pınar Karabaş “Teşekkürler “adlı denemen çok güzel de her dizen bir başlık olacakken yazının başlığı basit kalmadı mı? Yanlış mı düşünüyorum. Sayın editör bir çözüm bulur mu? Ben asla dokunmam. Biline.
Mustafa ibakorkmaz-“…uzun süredir Yolcu’da yer almak istiyordum fakat bir türlü bu ilk adımı atamadım. Şu ya da bu şekilde aranızda olmaktan mutluluk duyacağım.” Diyorsunuz, “ihanet Üzerine” adlı denemeni aldık. Teşekkür ederiz. Yolcu’da olmanızdan memnunluk duyarız. Yeni yazılarınızı bekliyoruz.
Melih sönmez-Merhabalar. 1990 doğumluyum. Sinema öğrencisiyim. Amatör olarak edebiyatla uğraşıyorum. Amatör yazarların yazılarını yayınlama veya onlara yol gösterme, yardımcı olma misyonunuz varsa yararlanmak istiyorum, ilgilenmeniz dileğiyle, iyi çalışmalar. Piç adlı yazının başlığı yazıya ağır kaçmış. Bu yazı bu başlığı hak etmiyor bence. Yazıya haksızlık olmuş gibi. Daha yumuşak bir başlık bekliyor yazı. Selamlar.
Şiirleriyle katkıda bulunan dostlarımızı, şiirlerinin değerlendirilmek üzere sıraya konulduğunu belirterek sıralayalım: Sezgin Selvi/Yalnızlıklar 1- Kırgın . Muhammed İsa ÖztürkZ Dostname . Müslüm Çizmeci /Adı Solan Denizin Annesi/Gök/Arabamın Kırmızı Burnu. Atıf Okan/Bakışların / Bakışların En Güzeli İstanbul dur. Bekir Akdoğan/ içimden. Müslim Kıhç/Beni Yak. Hatice Kaya/Terk Etmek Yabancımız Bir Şehri- Derin Bir Yara izi- Durup O’na Dönmeliyim/Kalem Yazar Her Zaman. Tuğba Gülşen Doğru/Kelebek Etkisi . Serhat Oğuz /Heyula. Ali Bal/ Kağıtlardır Yüzüm .Serkan Akçora/Kelebek Gemisi. Yavuz Şahin/Kurban. Bünyamin Doğruer / Ne Bulutlar Yarıldı/ Ne Yağmur Yağdı. Ogün Kaymak/ Sonlu. Gökhan Serter/Suya inelim Sevgilim .
Baki selamlar. Yeni sayıda buluşmak dileğiyle…
