Ana Sayfa Yürüyüş İstikamet İSTİKAMET | SAYI 80

İSTİKAMET | SAYI 80

İYİLİĞİ ÖLDÜRMEK
Rivayet odur ki Sahra Çölünde Zafira Bölgesinde Kervan yolu üzerinde bir köy vardı. Köyde hem yönetici hem şeyhi olan, iyiliğiyle nam salmış yaşlı bir bilge yaşardı. Yaşlı bilge, ömrü boyunca dünya malına tamah etmez ve köylülerine daima insanlara iyilik yapmalarını tavsiye ederdi. Köy Kervan yolu üzerinde olduğu için yolcular bu bilge şeyhin köyünde mutlaka konaklarlardı. Şeyhin köyüne Selam ile giren tüm insanlar misafir edilir güzel yemeklerle ağırlanır, atları develeri yemlenir ve ertesi gün yolcu edilirdi. Yolcular köyden nasiplerini alırlar köylüler de yolcuya ikram etmenin kendilerine nasip olması dolayısıyla sevinirler.
Yine bir gün köye akşam vakti bir kervan geldi. Selam vererek köye girdiler. Bilge ihtiyar yolcuları kendi evine davet etti. Çölün sıcağında iyice yorulmuş at ve develer önce sulandı sonra ahırlara alındı. Önlerine yemler konuldu. Misafirler güzel bir akşam yemeği yediler. Ay ışığında yapılan sohbette köz üzerinde yapılan kahveler içildikten sonra, kafile evin hemen yanında yolcular için yapılmış konağa alıdı. Şeyh kafile liderine bir ihtiyaçları olup olmadığını sordu ve hayırlı geceler dileyerek misafir konağından çıktı. Yanında bulunan köylüsüne kervanın yol azığının hazırlanmasını ve sabah kafileye verilmesini tembih etti. Evine çekilerek gönül huzuruyla yatağına uzandı.
Ertesi gün bilge vaveyla ve çığlıklarla uyandı. Ağıtlar bağırtılar çölün bulutsuz göğünde çalkalandı. Ne olduğuna anlam veremeden hemen yatağı yanındaki giysilerini giyerek odanın dışına attı yorgun bedenini.
Meseleyi anlaması çok zaman almadı. Selam verip köye gelenler yolcu kafilesi değil haydutlardı. Ahırdaki koyun ve keçileri çalmışlar, köylülerden ikisini yaralamışlar kendilerini takip etmesin diye şeyhin atlarını kalplerinin üzerine birer hançer vurarak öldürmüşlerdi.
Şeyh ahırın önüne geldi. Önce yıkılıp dökülen ahırı sonrada ahır içinde kanlar içinde yatan atları gördü.
Sükûnetli edasıyla kervanların geliş yoluna bakakaldı. Kafasını haydutların kaçtığı yöne çevirdi sonra. Sakalını sıvazlar başını gökyüzüne kaldırdı. Ne var ki içinde biriken duygular kafasını yere düşürdü. Dizleri üzerine çöktü ve ağlamaya başladı.
Şeyhlerinin bu haline dayanamayan köylüler kendi dertlerini unutup teselli vermek istediler yaşlı bilgeye. Ve dediler ki “Şeyhim sen dünya malına değer vermezsin ahır nedir ki yeniden yaparız. Atlara belki üzülürsün ama olsun onları da yeniden yetiştiririz.”
Şeyh yavaşça kafasını kaldırdı ve “Ben ne ahıra ne de ölen atlara ağlıyorum” dedi. Bundan sonra Zafira bölgesinde hiçbir köy yolcuları misafir etmeyecek. Bunlar iyiliği öldürdüler ben ona ağlıyorum.

Exit mobile version