HİKMETLER KİTABI
“insana ulaşacak manevi yardımları en çok kibir engeller. Çünkü yağmur sularının dağ başlarında değil, alçak vadilerde biriktiği görülür. Kibirli insanların kalpleri de dağ başlarına benzer. Rahmet onların kalplerinden akar da alçak gönüllü kalplere toplanır. ”
Hikmet 181: Bir kişi kendi ihsan ve iyiliğinin bolluğundan bahsedip duruyorsa elinden çıkıveren bir kötülük (onu mahcup edip) susturuverir. Ama Allah’ın ona ihsanının bolluğundan bahsedip duran kişi, elinden kötülük de zuhur etse susmaz (Allah’ın ihsanından bahsetmeye devam eder).
Hikmet 182: Hikmet ehlinin kalbî nurları sözlerinden önde gider. Böylece nurlandırdıkları yere sözlerinin tesiri de ulaşmış olur.
Hikmet 183: Her söz sâdır olduğu kalbin kisvesine bürünmüş hâlde ortaya çıkar.
Hikmet 184: Mânevî tabir için izin verilmiş kişinin sözleri dinleyenler tarafından anlaşılır ve onun işaretleri insanlara gayet açık görünür.
Hikmet 185: Bazen, izhar etmene izin verilmeyen sırlar, sana nurları sönük bir hâlde görünür.
Hikmet 186: Hakikat erbabının ifadeleri ya vecdlerinin coşkunluğu sebebiyle ya da müridi irşâd etmek kastiyledir. Birincisi sülük ehlinin, İkincisi ise tahkik ve temkin ehlinin hâlidir.
Hikmet 187: Söz ve ibareler dinleyenler topluluğu için azık mesabesindedir. Senin o azıktan nasibin ancak yediğin kadarıdır.
Hikmet 188: Bir makamdan, ona yenice gözlerini çevirip bakan kişi de bahsedebilir, o makama çoktan ulaşmış kişi de. Bu ancak basiret ehline açık (bir fark)tır.
Hikmet 189: Sâlik, vâridat ve ilhamlarını anlatmamalıdır. Bu, hem vâridatın tesirini azaltır hem de onun Hakk’a karşı sadâkatine mânî olur.
Hikmet 190: İnsanlardan bir şeyler almak için elini uzatma. Ancak onların sûretinde verenin Allah Teâlâ olduğunu görürsen alabilirsin. Bu takdirde de ilmin sana mubah kıldığı kadarını al.
Hikmet 191: Bazen ârif kişi ihtiyacını Allâh’a bile arz etmekten hayâ eder. Çünkü onun takdiriyle yetinmektedir. Bu böyleyken Allâh’ın kullarına nasıl olsun da arz-ı ihtiyaç etsin.
Hikmet 192: İki iş arasında mütereddit kaldığın zaman nefse daha ağır gelenini tercih et. Zira nefse haktan gayrisi ağır gelmez.
Hikmet 193: Nâfilelerde acele edip, farzlarda tembel davranmak hevâya uymanın alâmetlerindendir.
Hikmet 194: Farz ibadetlerin îfâsı, sen onları erteleyip durmayasın diye belli vakitlerle sınırlandırılmış; senin irade payın olsun diye de genişçe bir zamana yayılmıştır.
Hikmet 195: Allah Teâlâ, kulların sâlih amel işleme arzusunun az olduğunu bildiği için ibadeti farz kılmış ve onları farziyet zincirlerine vurarak cennetine sevk etmiştir.
Hikmet 196: Cenâb-ı Hak sana hizmeti (ibadeti) farz kılmakla aslında cennetine girmeyi farz kılmıştır.
Hikmet 197: Allâh’ın, kendisini şehvetten kurtarıp gafletten uyandırmasını uzak gören kimse, -hâşâ- O’nun İlâhî kudretini âciz görmüş olur. Allah Teâlâ her şeye muktedirdir.
Atâullah El-İskenderî- Hikemü’l-Atâiyye
