KARDEŞİME MEKTUP
“Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı” zaman (kıyamet günü) yerin neresidir? Evler harap olduğu zaman evin nerededir? Menziller dümdüz, boş ve kuru bir toprak haline getirildiği zaman senin menzilin neresidir? Mekânların izi silindiği zaman senin mekânın neresidir? Bütün haberler gittiği zaman, senin haberin nedir? Bakanların baktıkları şeyler kopup düştüğü zaman neye bakacaksın? Düşünmeye fırsat kalmayan zamanda ne düşüneceksin? Facialar vuku bulduğu zaman nasıl sakınacak, nasıl korunacaksın? Sabıra ve teselliye yol olmadığı zaman nasıl sabredeceksin?
Şimdi fırsatın varken ağla. Çocuğunu yitirmiş kadının dövünüp ağlaması gibi ağla. Ülfet edilen aziz dostların, büyük hayıdı haleflerin yok olmasına, bizi saran büyük insanların çıkıp gitmesine, şefkatli şeyhlerin ahirete intikaline, çarpıcıların meydanı biç bulmasına, titreten fırtınaların esmesine, yıkım tayfunlannın birbirini takip etmesine, dünyadan elini çekmişlere kahredenlerin ortaya gkışına, rezilliğini ortaya koymaktan utanmayanlara ağla… Ağla ki, nereye gideceksin, nereden geldin.
Hülyalar dağılmış, kalbler ürpermiş, akıllar parçalanmış, bütün haberler kalkmıştır. Sen helâk çukurlanndasın. Batan yıldızlardansın, karışmış yollardansın. Karanlık sana gideceğin yolları şaşırtmış. Allah’ın arz ve seması başının üstüne gelmiş ve sonra bu seni karanlıkların daha da karanlığına, dalgalarla çalkalanan derin bir denize batıracak! Öyle deniz ki, her deniz ve her derinlik onun yanında hiç kalır. İnsan o deniz içinde bir damla gibi kalır. Seni dalgalarının kesafeti içine atar. Büyük heybeti ve çalkantısı ile seni kaldırıp kaldınp çarpar.
Seni orada o kahredici şeylerden, cereyan eden hadiselerden kim kurtaracak?
Kardeşim;
Seni kusura sevk edeni, eksik yapmaya veya ara vermeye çağıranı terk etme hususunda nasılsın? Allah’tan ayrı kalman yakışık alır mı hiç? Sırrının O’ndan yüz çevirmesi, kalbinin O’ndan boş olması, içinin O’ndan dönmesi layık mıdır? Allah’ın sana verdiği ilim ve şerefli menzil ile dünyaya yönelenlerden yüz çevirmen, gerek içten, gerek dıştan onlara buğzetmen, senin üzerine düşen bir haktır.
Allah bizi ve seni kendine ihlâs için seçtiklerinden ve kendine yaklaştırdıklarından eylesin. Öz akıl sahibi, edip, anlayışlı, matlubu anyan, mahbubu seven, öğretilmiş, huzura yaklaştırılmış, ünsiyyet etmiş kimseye hiç yakışır mı ki, dünyayı kendine çeke yahut bir an için bile olsa dünyaya uya?! Hele efendisini, mevlâsını işitmiş iken? 0 Mevlâ ki seçkin kullarının en yücesi ve peygamberlerinin efendisine şöyle demiş:
“Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme! Rabbin’in rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.”
Allah’ı sevmeyen, O’na uymayanla ülfet etmen yaraşır mı?
Kardeşim;
gözünü, kalbinin basiretini onlara bakmaktan yum, onlada buluşmak, öyleleriyle dost olup ülfet etmek gibi düşüncelerden içini koru. Vallahi Allah kendinden uzak durana dost olmaz ve kendisine buğzedene yönelmez. O’nun küçülttüğünü ve azalttığını büyüteni büyütmez. Ancak bundan vaz geçerse başka… Bunu yaldnen bil ve Hak’tan yüz çevirenlerin makamlarını hor gör.
Bundan sonra ey kardeşim, eğer kaba söyledimse de, bu söylediklerimi dinle ve kalbinin bu mektubumda yazmış olduğum şeylere uyması için sabır zahmetine katlan. Çünkü öğütleşmek ve açıkça söylemek, göz yumup ses çıkarmamaktan iyidir.
İmam Rabbani
